……YERLER BUZ İÇİNDEYDİ…….
Kadın olarak yaşamak; adı, sanı olmayan kahramanlar olarak anlatılan trajik bir öykü mü? , yoksa; "kadınlar bir kez karar vermeye görsün" diyerek yaşama dahil olma mücadelesi mi ?Bunlardan hangisi olmalıydı…!!Bu sorunun cevabı, Sivas’a sürgün giden demiryolcu bir kadının öyküsünde saklıydı….
İstasyonumuz Haydarpaşa’ya 9100 metre uzakta denizden de 5.4 metre irtifamda (rakım-denizden yükseklik) fevkalade manzaraya haiz havası ve suyu ile maruf şirin bir köydür…
Demiryollarımızın mevcut bütün lokomotif ve vagonlarının ayni şekilde Sirkeci’den Haydarpaşa’ya geçirildiği ve bir seferde ancak mahdut miktarda muharrik ve müteharrik malzeme nakledilebildiği nazarı itibara alınırsa, seferlerin adedi hakkın da çok iyi bir fikir edilmiş olur. Şunu da ilave edelim ki salların bu gidiş gelişleri her şeyden evvel havaya ve suyun yüksekliğine tabidir…
O gün, yani 15 Kasım 1979 günü yine mesaiden sonra eve gittim, günlük sohbetler edildi, yedik içtik belli bir saat sonra yattık… Sabaha karşı saat 05.20 sularında korkunç bir gürültü ve sallantıyla yataklarımızdan fırladık.

Behiç Bey, demiryollarının millileştirilmesi, işletme dilinin Türkçeleştirilmesi, ilk kamu özel müzesinin (Demiryolları müzesi) kurulması gibi yaşamsal konuları gerçekleştiren,demiryolculuğu meslek olarak kabul eden ve bu uğurda çok çalışan bir kişidir…
Yıl 1917 aylardan mayıs I.Dünya savaşı devam ediyor. Haydarpaşa gümrük müdürü pencereden bakıyor, Haydarpaşa Limanına depo edilen cephanelerin patlamakta olduğunu görüyor. Bu esnada bir mermi parçası bulunduğu gümrük binasının merdivenlerini uçuruyor…
Alsancak (Punta) istasyonu temel atma merasiminde kullanılan Gümüş MALA, Alsancak istasyonu Holunda duvar içine yapılmış bir camekan içinde iken, Hareket Başkanlığı odasına konulan Maladır.