Kent ve Demiryolu Menü

Kalıcı Başlantı:

OSMANLI İMPARATORLUĞU VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVRİNDEN TARİHİ DEMİRYOLU ÜNİFORMLARI

19. yüzyılda İngiltere, Fransa, Almanya gibi Avrupa şehirleri ve Amerika’da hem ticari amaçlı ve hem de yolcu taşımacılığı için çok sayıda demiryolu hattı açılmıştır.  

Osmanlı İmparatorluğu da özellikle Batı’ya yapılan seyahatler vesilesiyle demiryolunu tanımış ve kendi ülkesinde uygulamak için harekete geçmiştir. Osmanlı döneminde ilk demiryolu çalışması 1851 yılında İskenderiye-Kahire arasında başlamıştır. Daha sonra Osmanlı Devleti’nin Avrupa topraklarında Çernavoda- Köstence demiryolu hattı yapılmıştır. Ancak daha büyük bir proje olan Rumeli Demiryolları ise İstanbul’dan başlayan ve üç ana kol üzerinden Avrupa’ya ulaşması planlanan büyük bir hattı. Bugünkü Türkiye topraklarında ilk demiryolu hattı ise 1856 yılında yapımına başlanan İzmir-Aydın ve İzmir-Kasaba hattı olmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile beraber demiryolu ağları kurmak ülkenin kalkınma hedefleri arasında yer almış ve çok sayıda demiryolu hattı inşa edilmiş ve işlev kazanmıştır.

Demiryolu tarihi ile ilgili çok şey yazıldı, söylendi. Ancak giyim-kuşamla ilgili çok fazla bilgiye sahip değiliz. Peki demiryolu çalışanları kimdi ve bir üniformaları var mıydı?

Demiryolu hatlarında çalışan personelin kıyafetleri ile ilgili Cumhuriyet döneminde yazılmış bazı nizamnameler mevcuttur. Ancak 19. yüzyıl ve Cumhuriyetin ilk yıllarında bu konuda net bir bilgi ile karşılaşmak zordur. Demiryolu hatlarının ilk açıldığı 19. yüzyıla ilişkin en büyük referansımız ise fotoğraflardır.

Hicaz Demiryolu çalışmaları sırasında çekilen bu fotoğrafta bir üniforma birliği olmadığını görüyoruz.

Bağdat Demiryolu Şirketi (Société İmpérial Ottomane duChemin de fer de Bagdad) 1903 yılında resmen kurulmuştu. Şirketin resmî dili Fransızca olup memurların özel üniforma giyip fes takması kararlaştırılmıştı. Bu döneme ilişkin detaylı bir kıyafet nizamnamesi yoktur. Ancak döneme ait fotoğraf ve kalan örneklerden anlaşıldığı kadarıyla demiryolu üniforması lacivert renk yünlü kumaştan setre (bir çeşit ceket), lacivert pantolon ve koyu kırmızı yünden Hamidiye kalıplı fes ile deri potin ayakkabılardan ibaretti.

1890’lara ait bu fotoğrafta setreli demiryolu subayı görülmektedir. Yakasında lokomotif işareti vardır.                                                    Ankara Gar Müzesinde Osmanlı devrine ait bir setre sergilenmektedir. Bu setre lacivert yünlü kumaştan yapılmış olup, dize kadar uzun etekleri vardır. Önden kruvaze kapamalı ve  çift sıra düğmelidir. Bu üniformanın yakasının dış taraflarına Osmanlı Türkçesi ile Rumeli ve demiryolu yazan pirinç plakalar takılmıştır. Üniformanın kolay kullanılması için gömlek yerine  hakim yakanın içine takma bir gömlek yakası eklenmiştir. Omuz apoletinde yazı yoktur. Omuz apoleti sarı sırma kordon ile yapılmıştır. Düğmeler dönemin ay yıldızı formunda kabartmalıdır. Bu üniformanın Rumeli demiryolları için kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Ankara Gar Müzesi’nde sergilenen Rumeli Demiryolu üniforması setresi.

Bu fotoğrafta da sağda kameraya bakan kişi dönemin setreli, fesli demiryolu üniforması ile görülmektedir.

Osmanlı devrinde 19. yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlanan fesler tahttaki padişahların isimlerine nispetle adlandırılmışlarıdır. II. Abdülhamid dönemindeki fesler Hamidiye kalıp olarak adlandırılıyordu. Hamidiye kalıp feslerin özelliği daha uzun ve silindirik şekilde olmasıydı. Osmanlı döneminde fesler yün malzemeden örme tekniği ile imal edilmişlerdir.

II.Abdülhamid dönemi Hamidiye kalıp fes örneği.

Demiryoluna personel yetiştirmek için 1903’te iki taburluk demiryolu askeri sınıfı kurulmuştur. Başkumandan vekili Enver Paşa’nın verdiği ödenek ve İttihat ve Terakki Partisi İzmir yöneticisi Mahmut Celal Bey’in (Celal Bayar) girişimi ile İzmir Alsancak semtindeki Amerikan Koleji binasında açılan üçer aylık demiryolculuk kursunu bitirenler özellikle Hicaz demiryolu hattına gönderilmişlerdi.

Demiryolu teşkilatına personel yetiştirmek için açılan  kurs şeklindeki bu girişimin şimendifer mektebi adı ile kurumsallaşması I. Dünya Savaşı dönemine denk gelir. Bu anlamda açılan ilk şimendifer mektebi Balkan Savaşı’ndan sonra Birinci Dünya Savaşı sırasında, demiryollarında Müslüman kadronun yetersizliği sebebiyle İzmir’de 1915’deaçılmıştır. Okul dört devre İzmir’de hizmet verdikten sonra İstanbul’a taşınmış, ancak burada bir devre öğrenim yapıldıktan sonra kapatılmıştır.

11 Haziran 1923’te Behiç Bey tarafından Konya’da Şimendifer Mektebi açılmıştır. Bu okul da 14 devre hizmet vererek belirli bir kadro oluştuktan sonra kapatılmıştır. Sonraki yıllarda da ihtiyaca yönelik okullar ve kurslar açılmıştır.

Miralay üniforması ile  Behiç Erkin

Türkiye’de demiryollarının ilk personeli askeriyenin Şimendifer Sınıfı altında yetişen askerlerden oluşmaktadır. 1909 yılında Üniforma nizamnamesinin değişmesi ile hâkî yeşil çuha kumaştan yapılan bir üniforma kullanılmaya başlanmıştır. Askeri üniforma sisteminde her sınıfın kendine özgü yaka renkleri vardır. Şimendifer sınıfına özgü olarak ceket yakası havai mavi (açık mavi) renginde olup yakaya pirinçten yapılmış lokomotif işareti takılmıştır.. Ceketin üstten ikinci düğmesine Harp Madalyası kurdelesi takılmıştır. 1909 nizamnamesine göre artık fes yerine kalpak kullanılmalıydı. Başlık olarak kullanılan siyah kalpağın tepesi de sınıf işareti olarak aynı şekilde havai mavi renginde yünlü kumaş kaplıdır.

Haki renk üniforması, siyah kalpak ve uzun çizmeleri ile Şimendifer Sınıfı mülazım-ı sanisi (teğmen)

 

 

1916-1917 yıllarında eğitim gören bir grup Şimendifer subayı. 

Demiryolları askeriye ile bağını koparıp sivilleşmeye başlamış ancak üniforma etkili kıyafetler kullanmaya devam etmiştir. Fesin ve kalpağın askeri üniformalarda kullanımının sona ermesi ile beraber şapkalar kullanılmaya başlamıştır. İlk demiryolu şapkalarının ön kısımlarında o zamanki adıyla devlet demiryollarının Osmanlı Türkçesi ile baş harfleri olan dal, ye (DY) harflerinden oluşan logo kokart olarak yer almaktaydı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile beraberharf devrimine kadar şapka kokartlarında Te, Cim, Dal, Dal (TCDD)  harflerinden oluşan Osmanlı Türkçesi logo da kullanılmıştır.

Demiryolu üniformalarında kullanılan ilk şapkalar kısa terekliolup henüz fesleri andırmaktaydı. Bu şapka logosunda Osmanlıca DY (dal,ye) yazısı görülür.  Ayrıca demiryollarının simgesi kanatlı tekerlek amblemi de kullanılmıştır. Ankara Gar Müzesi Koleksiyonu.

Osmanlı Türkçesi ile DY (dal,ye) kokartlı demiryolcu şapkası. Ankara Gar Müzesi Koleksiyonu.

1928 yılı öncesi lacivert takım elbiseli Cumhuriyet dönemi demiryolcu üniforması. Şapka logosuna bir de ay-yıldızlı ve kanatlı tekerlek logolu kokart eklenmiştir. Yaka işareti olarak da yine demiryolu simgesi olan kanatlı tekerlek logosu kullanılmıştır.

1935 yılı Diyarbakır’da çekilmiş bir demiryolcu fotoğrafı. Üniforma lacivert takım elbise, beyaz gömlek ve kravattan ibarettir. Bu dönemde Latin harflerine geçildiği için şapka logosu değişmiştir. Kokart ve yaka işaretlerinde Türkiye haritalı tasarım görmekteyiz.

 

İstanbul Sirkeci Gar’ında yer alan bir demiryolu müzesi vardı ve yakın bir zamanda kapandı. Bu müzede de kıyafetler ilgili donelere ulaşmak mümkün değildi. Ancak bu müzenin koleksiyonunda yer alan ve şimdi Göztepe istasyon binasındaki kültür sanat merkezinin müze odasında sergilenen bir ayakkabıya dikkatinizi çekmek isterim. Demiryolu işçilerinin kullandığı tabanı çivili bu ayakkabı toprak alanda kaymayı önlediği için kullanılmıştır. Bu ayakkabı Haydarpaşa’daki numune laboratuvarında kalmış ve oradan müzeye getirilmiştir.

TCDD Göztepe istasyon binası müzesinde sergilenendemiryolu çalışanlarına ait ayakkabı.

Ayakkabı 1920-1930 arasına tarihlendirilebilir.

1940’lı yıllara ait fotoğrafta demiryolu çalışanları

Haydarpaşa’da 1960’lı yıllarda motorlu tren ile poz veren demiryolu çalışanları.

 

Türkiye’de en büyük demiryolu koleksiyonu Ankara Gar Müzesi’nde yer almaktadır. Müze Atatürk konutunda yer almakta ve bünyesinde Atatürk vagonunu da korumaktadır. İzmir’deki müzede ise kıyafet dışındaki demiryolu eşyaları sergilenmektedir. Diğer önemli bir koleksiyon ise İstanbul Rahmi Koç Müzesi’nde sergilenmektedir. Demiryolu kıyafetleri ve eşyaları ile ilgili bir çok eserin yer aldığı bu müzede demiryolcu Mete Tekyıldız’ın kendi elindeki koleksiyonun sonradan devri ve Koç Müzesi’nin kendi çabaları ile elde ettiği koleksiyondan oluşmaktadır. Müze bahçesinde lokomotif ve vagonlar ile kıyafet replikası  yapılmış Abdülaziz vagonu da yer almaktadır.

Ne yazık ki demiryolu personeline ait eşyalardan günümüze çok fazla ürün gelmemiştir. Bunun en büyük nedeni kurumun kendi mirasını korumak için çok çaba sarfetmemesidir. Kapanan istasyonlarda kalan eşyaların bir kısmı demiryolu çalışanlarında kalmış olup bir kısmı da ne yazık ki kaybolmuştur. Eşyalar arşivlenmediği ve belgelenmediği için gelecek kuşaklara birkaç kırıntıdan başka bir şey kalmayacaktır.

Bu anlamda Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsünde araştırmalarımızın desteği ve atölyelerin titiz çalışması ile bir grup demiryolu kıyafetinin replikası yapılmış olup Ankara’daki TCDD genel müdürlük binasının bir bölümünde sergilenmektedir. Bu çalışmanın ahde vefanın naçizane bir örneği olarak tarih sayfalarına geçmesi umudundayız.

 

Şenay ÇİMEN

Genel Kaynaklar

Esra Özcan, Osmanlı Devleti’nde Demiryolu Politikaları ve İstasyon Yapıları: İstanbul Örneği, YL tez, Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul 2018.

Kadir Türker Geçer, Osmanlı İmparatorluğu Askeri Kıyafetleri (1826-1922), Hisart Canlı Tarih Müzesi Kültür Yayınları 2, İstanbul.

Kudret Emiroğlu, Ümit Uzmay; Demiryolu Ansiklopedisi, Ankara 2013.

Lütfi Balamir, “Hicaz Demiryolu Madalyası”, DemiryolDergisi, 1993 Ekim.

Murat Özyüksel, Osmanlı İmparatorluğu’nda nüfuz Mücadelesi Anadolu ve Bağdat Demiryolları, Türkiye İş Bankası Yayınları, 2013.