Dedemin Saati
Onu ilk kez, 1960’ların başlarında,
Altıyol’daki evde farkettim…
( “Altıyol’daki Ev” deriz; Vişne sokak. No:2, TALAT Apt. Elektrik Santrali’nin karşı köşesi. Şimdilerde, yerinde banka şubesi var. )
Annemlerin yatakodasında, yatağın başucunda, duvara asılı iki şeyden biri.
Koyu yeşil renkli, “El Örgüsü”, bir kitap büyüklüğünde üçgen bir elişi.
Onun üzerinde de bir “Cep Saati”…!!!
Bora’nın ve çocukların dokunması “Yasak” olan, “Aile Yadigarı” olduğu söylenen, iki değerli eşya..
Birkaç yıl sonra öğreniyorum.
Her ikisi de, sevgili Anneciğime, Annesi ve Babasından kalan iki “Kalıt” ( Miras ).
Yalnızca, iki küçük eşya mı ? ( Hayır, tinsel ( Manevi ) değeri çok büyük, çok anlamlı iki kalıt. )
Koyu yeşil renkli “El Örgüsü”nün içerisinde, küçük bir “Kuran-ı Kerim” var. Sevgili ( Hiç görmediğim ) Anneannem “Hayriye” hanımın Kuran’ı….
Cep saati de, öngörüleceği üzere sevgili ( Hiç görmediğim ) Dedem “Mahmut” efendi’nin saati.
…………….
1968’de, Altıyol’daki evden Kadıköy PTT Lojmana taşınınca, bu iki kalıt’da ortadan kayboldu.
Yine sonradan öğrendiğime göre,
Annem, çok toz tutuyor, temizlenmiyor diye “El Örgüsü”nü çıkartıp, Annesinden kalan Kuran’ı saklamış.
( Annemin kaybından sonra, 2019 yılında evi boşaltırken, çekmecesinde bulduğum “Kuran-ı Kerim” o olmalı. )
( Eski yazı okuyabilen arkadaşlarım, özelden iletişim kurarlarsa, “Kuran” sandığım küçük kitapçığın kapak fotosunu gönderip, ne yazdığını çözmelerini rica edeceğim… )
CEP SAATİ…
Cep saatine gelince….
Daha önce de sözettiğim gibi,
Dedem “Mahmut” efendi, “OSMANLI-FRANSIZ” ( Şark ) Demiryolları işcisi.
Bu “Cortebert” saat de Dedeme, bu ilk Demiryolları idaresi tarafından verilmiş.
Daha o zamanlar, ( Demiryolları devletleştirildikten, TCDD olduktan sonra demiryolculara verilen ) “Şimendiferli” saatler ( Serkisoff, Cortebert, Zenith.. ) yok. Orjinal “Cortebert” veriyorlar.
Cumhuriyet’in ilanından sonra,
Avrupa yakasındaki “OSMANLI-FRANSIZ” ( Şark ) Demiryolları da, 25 Aralık 1936’da ulusallaştırılııyor. ( Bilgi için, Sn. Tugay Kartal’a teşekkürler. )
Artık emekli olmayı bekleyen Dedemi, 65 yaşını doldurdu diye, ( Emekli maaşı bağlanmadan ) işten çıkartıyorlar.
Mahmut dedem’in ayrılmasından bir süre sonra, aynı demiryollarında, aynı yerde birlikte çalıştıkları kardeşi “Mustafa” dedem de emekli ediliyor, ancak bu kez ona emekli maaşı bağlanıyor.
1940’larda, “Mahmut” Dedemin vefatından sonra, “Cep Saati”ni önce Anneannem “Hayriye” hanım saklıyor.
Onun vefatından sonra da, yıllar boyunca Anneciğim saklıyor….
1967-68’de,
Sevgili Dayıcığım “Burhanettin” bey, Anneme; -“Sende Kuran kalsın. Babamın saatini bana ver, bende dursun. Bu hatırayı da ben saklayayım” diyor.
Anneciğim de, Dedemin saatini Dayım’a veriyor.
…………
1960 yılında,
Kadıköy Yeldeğirmeninde, “Yetvart”ların evindeki benim “3.yaş Doğumgünü” fotoğraflarımda;
Duvara asılı, ( Koyu yeşil renkli “El Örgüsü”nün içerisinde) “Kuran-ı Kerim” görülüyor. ( Bkz; Foto “Yorumlar”da…. )
Bir diğer fotoğrafta ise, salondaki “Ceviz Büfe”nin aynası’nın üzerinde de, duvarda, Dedemin “CEP SAATİ” asılı….! ( Bkz; Foto “Yorumlar”da…. )
Dedemin eski fotoğraflarında, sürekli yeleğinin cebinde taşıdığı saati.
( Gümüş “Kösteği”de görünüyor ama, köstek hiç olmadı. Büyük bir olasılıkla, Dedemin sağlık sorunları sırasında, ekonomik nedenler ile elden çıkartılmış olabilir ? )
<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<>>>>>>>>>>>>>>>>>>
2015…
Dayıcığımın sağlık sorunları başgöstermeye başlıyor. Çocukları olmadığı için ben ilgileniyorum.
Bir gün bana; -“Dedenin saatini artık sana vermek istiyorum. Bana birşey olursa, sen sakla. Dedenden tek hatıra” diyor…
Çok seviniyorum.
( Anneme söyleyince, o da çok seviniyor tabii… )
Dayım, yıllar boyunca saate gözü gibi bakmış. Hergün kurmuş. Çalıştırmış.
Ancak, uzun yıllar içerisinde kurmayı unutmuş. Saat düşmüş, bozulmuş, minesi çatlamış, bir bölümü kırılıp kopmuş…
( Dayımın kayınpederi “Ali Rıza” bey amca, Kapalıçarşı’da tanınmış bir saatçi idi…. Birçok kez, Dedemin saatini o onarmış. )
………
Dayım, Dedemin Cep Saatini bana teslim ettiğinde çalışmıyordu. Yengem, mahallelerinde ( Moda’da ) bir semt saatçisine verdi. Saati çalışır durumda teslim ettiler bana.
Ancak, eve getirince, birkaç kurmadan sonra, saat yine durdu….
Ben de, ailemizin saatçisi; Sirkecideki “Konyalı”ya, Mehmet usta’ya teslim ettim Dedemin saatini…. ( Bu öyküsünü de anlatarak tabiii.. )
Dedem “Mahmut” efendi’nin,
“OSMANLI-FRANSIZ” Demiryolları tarafından verilen, ölene kadar kullandığı, sonra Anneannemin, sonra Annemin, sonra Dayımın sakladığı;
Cortebert “CEP SAATİ” bende…!
Çalışma masamda, klavyemin hemen arkasında, ( 15 cm önümde ) duruyor.
Her sabah,
Kahvemi içerken, Dedemin saatini de kuruyorum.
Direğini zorlamadan, 24 saat çalışacak biçimde….
Her sabah, “17 ( ONYEDİ ) KEZ” kuruyorum…
( Sayıyorum…! ) ( 16 yetmiyor, 18 direği zorluyor…! En uygunu “17”… )
Bunca yıl sonra,
Dedemin saatinin bende olması bir yana, “Çalışır” durumda olması, gözüm takıldıkça saatin kaç olduğunu ondan öğrenmemden başka mutluluk olabilir mi ?
……………..
Ben bunları yazarken,
Dedemin saati “Cortebert”de; -“Beni mi yazıyorsun, afferim” der gibi, hemen önümde bana bakıyor.
Sürekli dönüp duran, hareket halindeki saniyesi ile birlikte, “Minik Tik-tak”ları ile bana eşlik ediyor….
Dedem “Mahmut” efendi’nin saatini,
Önce oğlum Can’a,
Sonra da, tabii ki, torunum Deniz bey’e bırakıyorum…
Kuşaktan, kuşağa…
Bora Çetin
www.boracetin.com
Kadıköy
17.01.2023, 20:44
( My grandfather’s “Pocket” Watch…. Since 1900’s still working…. I set the clock every morning…. )