Demiryolu İşçilerinin Kilisesi
İstanbul bilinmeyenlerle, keşfedilmemişlerle doludur. Hemen her bir semtinde, her bir köşesinde bilinmedik yepyeni bir şeyler çıkıverir karşınıza. Bir deryadır İstanbul. Yıllardan beri oturduğunuz; sokaklarını bilmem kaç kere arşınladığınız, hatta doğduğunuz mahallenin bir köşesinden bilinmedik bir tarihi kişilik, bir olay, ya da bir buluntu sürpriz yaparcasına karşınıza çıkar. Bir anda şaşırıverirsiniz, tarihe mal olmuş bilmem hangi ünlü kişinin bir zamanlar sizin sokağınızda oturduğunu öğrendiğinizde.
Türkiye demiryolları tarihinden bahseden bazı yazılarda, Anadolu topraklarında ilk rayın Fenerbahçe’ye atıldığından bahsedilmiş, "fakat tarih maksat ve hangi istikamete temdit edilmek üzere başlandığına dair bir kayıt konmamıştır. Bizim tesadüf ettiğimiz malumata göre, Haydarpaşa-İzmit hattı yapılırken Fenerbahçe’ye de bir şube hattı yapılarak 27.4.1873 tarihinde işletmeye açılmıştır.
18 Mart 2010 ilâ 26 Mart 2010 tarihleri arasında Umre ziyareti yapmak için Suudi Arabistan’a gittim. Bu arada özel merakım olan Medine tren istasyonuna gitme imkânını da buldum.
Ceyhun Atuf Kansu, ‘Çocukluğumun İstasyonları’ şiirinde, Doğançay İstasyonu’nu, "Koklamadan edemezdim, Doğançay İstasyonu‘nu. Güz ananın ellerinden çınar yapraklarını,Hızar fabrikasından gelen o sesi duymalıydım.Yosunlu meşe kütükleri kesilirken." dizeleriyle anar.
TORBALI köyleri arasında; ilçe merkezine en yakın köylerden biri olduğu halde, Kuşçuburun, hep uzağındaymışız gibi uzakça gelirdi. İzmir-Aydın şose yolu üzerindeki en eski köylerdendir. Dağın eteğine ve o yıllarda kısmen de ovaya olan yerleşimi sessizliği, sakinliğinin aynasıdır.
İstanbul’un Anadolu yakası banliyösünde oturanlar, artık yıllardır alıştıkları bir sesten uzak kalacaklar. Elli yaşını çoktan geçmiş kara trenlerin ne "çuh, çuh" ları ne düdük sesleri bir daha işitilebilecek. Uykularını en tatlı yerinde bölen kara trenin yerine aynı raylarda bir elektrikli tren kayar gibi gelip geçecek. Banliyö sakinleri yorgun iş dönüşlerinde daha rahat seyahat edecekler.
Tepeköy istasyonundan güneye baktığımızda; ufukta birleşiyormuşçasına gördüğümüz demiryolu rayları bizi Sağlık istasyonuna götürür. Sağlık köyü; Torbalı köyleri içinde kendine has havası, dağın kuytusundaki yerleşim tarzı ile hep bir farklılık arz etmiştir zihnimde. Belki de; daha farklı olmak için özel bir çaba sarf etmeyen, buna mukabil en fazla "kendisi olan" bir köydür.
Torbalı’dan; demiryolunu İzmir’e doğru takip ettiğimizde, önce Kuşçuburun’a ulaşırız. Bu kimseyi şaşırtmasın, yakın bir zamana kadar Kuşçuburun’da tren istasyonu vardı. Trenlerin durmadığı, terkedilmiş kullanılmayan istasyon, tabiat şartlarına daha fazla direnemedi, yok oldu. Eskiden tütün tarlalarının ortasındaki istasyondan günümüze kalan, temelleri ve bir kaç büyük ağaç.