Dizel Lokomotif İşletmeciliğine Geçiş Sürecinde Yaşananlar
Ulaştırma Bakanı Yıldırım, TBMM Genel Kurulunda, bakanlığının 2011 yılı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada demiryolunda yapılan çalışmalar hakkında da bilgi vererek “Hükümetin demiryollarını devlet politikası olarak ele aldığını, yılların ihmalini ortadan kaldıracak önemli projeleri teker teker hayata geçirdiklerini” ifade etti. Gerçekten bir ihmal var mı diye 53 yıl geriye dönüp baktığımızda buharlı tren işletmesinden dizel tren işletmeciliğine, 56 yıl geriye baktığımızda ise Sirkeci Soğuksu arasında Elektrikli banliyö tren işletmeciliğine geçiş yaptığımızı görüyoruz.
Tanin Gazetesi’ne verilen bir ilanla Mimar Kemalettin tarafından birleşmeye çağırılan mühendis ve mimarlar, Sirkeci Gar bira bahçesinde 28 Ağustos 1908 de ilk toplantılarını yapmışlar,18 Eylül 1908 tarihinde yaptıkları toplantıda da tüzüklerini de oluşturarak Osmanlı Mimar-Mühendis Cemiyetini kurmuşlardır. Sirkeci Gar’ın tanık olduğu olaylardan biridir bu..Mimar Kemalettin emek verdiği bu Gar’da yapmak istemiş bu önemli toplantıyı anlaşılan.Tarihçesinde denize kadar uzanan üç bira bahçesinden söz edilir ancak günümüze bunlardan sadece biri, bugünkü gar lokantası kalmıştır.Şimdilerde daha çok büyük turist gruplarına hizmet veren lokantanın 1950 lerdeki halini gazeteci Bedirhan Çınar bakın nasıl anlatmış…
Osmanlı İmparatorluğu “Cihad-ı Ekber: Ulu Kutsal Savaş” ile milleti ayaklandırmış, çadırlara yığmıştı. Ordu beslenecekti. Ayrıca emperyalist savaş demek geri ülkenin ileri anayurtlara kurban edilmesi demekti. Alman emperyalizmi Göben ile Breslav gemilerini Yavuz ile Hamidiye’ye çevirtmekle, koca imparatorluk devesini bir tutam ota hendekten atlatmıştı. Şimdi sıra, Anadolu halkının tohumuna dek yiyeceğini çekip, kendi inine taşımaya gelmişti.
Ankara’da doğan, bu kentte üniversite öğrenimini tamamlayan, halen Ankara’da çalışıp yaşayan birisi olmama rağmen, neden Haydarpaşa Garı’nda yangın haberini duyunca içim acıyor? ağır bir üzüntü tüm zihnimi sarıyor? Çünkü Haydarpaşa Garı kimi zaman keyifle ve sevinçle anımsanan buluşmaların, karşılaşmaların kimi zaman ise kedere sarılı ayrılışların, yaşamın çeşitli ve farklı an’larının tecrübe edildiği bir mekân benim için, diğer bir deyişle sessiz bir bellek kayıtlayıcısı.
Haydarpaşa Garı’nın çatı katı, dün saat 15.30’da başlayan sebebi belirsiz bir yangınla yok olmuştur. Yapının, yangın ve yangına müdahale sebebiyle büyük oranda tahrip olduğu anlaşılmaktadır. Bu yazıda yapının yangın öncesi durumu; yangın sırasında uğradığı tahribat; yangın sırasında yapılan söndürme çalışmalarının yapıya verdiği zararlar ve yapıya yapılacak acil müdahale önlemleri ile uzun vadede korunmasına ilişkin öneriler yer almaktadır.
Yaşını kestirmek güç. Kimin haddine, bir başkası için yaşlı ya da genç demek… Temiz, eskiliğine rağmen kalitesini belli eden uzunca, gri bir paltosu; el inceliği göz nuru değmiş, yünden beresi var… Sağlıklı görünüyor. Ne bize dönüyor yüzünü ne raylara; sağ eliyle havayı sıkıyor önce, boğazlarcasına; sonra işaret parmağıyla daireler çiziyor ardarda; en sonunda var gücüyle fırlatıyor elindeki her neyse onu, uzağa; çok uzağa…
1943 doğumluyum. "Okumak-Okul-Öğrenim-Millî Eğitim vb." gibi kavramlarla tarihleyebileceğim ilk ilişkim, 23 Aralık 1947’de başlıyor. O tarihte, Ulus’taki "Hal"in Posta Caddesi (1960’dan sonra Şehit Teğmen Kalmaz Caddesi) tarafındaki merdivenlerinden inildiğinde sağdaki ilk çıkmaz sokakta (Gonca Sokak, şimdilerde ne bu sokak ne de evleri var, bitişiğindeki dükkânların deposuna dönüşmüş durumda.)oturuyoruz.