Kent ve Demiryolu Menü

Kalıcı Başlantı:

yalan söylüyorlara tren durdurarak cevap

(yorumlar kapalı)

 kdEmek Platformu Başkanlar Kurulu, Platformu oluşturan tüm kuruluşların katılımıyla 10 Mart 2008 tarihinde saat 15.00’te TÜRK-İŞ Genel Merkezi’nde toplanmış, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısına ilişkin değerlendirmeler yapmış ve tasarıya karşı geliştirilecek tavrı belirlemiştir.  Emk platformunun "14 Mart Cuma günü saat 10.00-12.00 arasında uyarı amaçlı "çalışmama hakkını" kullanacaktır" çağrısı üzerine demiryolunda örgütlü bulunan sendikalar yapmış oldukları toplantı sonucunda bu çağrıya ve başbakanın sendikalar yalan söylüyorlar açıklamasına İstanbul, Ankara, Adana ve Diyarbakır’da iş bırakıp trenleri durdurarak, İzmir’de İse Viziteye çıkarak destek verip hak kayıplarına karşı seslerini yükselteceklerdir.

BTS yetkililerinden alınan bilgiye göre Demiryolunda eyleme büyük bir katılımın olacağı bildirilmiştir. Ancak bu 2 saatlik eylem ile hak kayıplarına neden olacak olan TBMM deki Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısının geri püskürtülmesinin mümkün olamayacağı emek platformunca bu saldırıya karşı mutlaka GENEL GREV le karşılık verilmesinin gerekli olduğu bildirilmiştir.

 kd 

Emek platformunun eylem takvimi ve açıklaması aşağıdadır.

Emek Platformu Başkanlar Kurulu, Platformu oluşturan tüm kuruluşların katılımıyla 10 Mart 2008 tarihinde saat 15.00’te TÜRK-İŞ Genel Merkezi’nde toplanmış, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısına ilişkin değerlendirmeler yapmış ve tasarıya karşı geliştirilecek tavrı belirlemiştir. 

Emek Platformu Başkanlar Kurulu, Yasa Tasarısı’nın çalışanlar emekliler, dul ve yetimleri için ağır hak kayıplarına neden olduğu tespitini yapmış, emeklilik ve sağlık alanında köklü değişiklikler yapan ve kazanılmış hakları geriye götüren tasarıyı sosyal devlet ilkesine aykırı olarak değerlendirmiştir.

Emek Platformu Başkanlar Kurulu, Hükümetin Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısı ile ilgili olarak örgütlerimizin görüş ve önerilerini dikkate almadığı ve tasarının çalışanların koşulları ve ülke gerçekleri ile örtüşmediği sonucuna varmıştır.

Emek Platformu Başkanlar Kurulu, bu tasarının yasalaşmaması gerektiği kararına vararak tasarıya karşı ortak eylem kararı almıştır.

Alınan karara göre,

· 13 Mart Perşembe günü tüm illerde kitlesel basın açıklamaları yapılacaktır.

· 14 Mart Cuma günü saat 10.00-12.00 arasında uyarı amaçlı "çalışmama hakkını" kullanacaktır.

· Bu uyarılara rağmen tasarı TBMM Genel Kurulu’nda bu haliyle görüşülmeye başlanırsa, aynı gün Emek Platformu bileşenlerinin yöneticileri ve temsilcileri Ankara’da toplanıp tepkilerine TBMM’ye ileteceklerdir.

· Emek Platformu, gelişmeleri izleyecek ve gerektiğinde yeni değerlendirmeler yapmak üzere toplanacaktır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

EMEK PLATFORMU BAŞKANLAR KURULU EMEK PLATFORMU

TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, DİSK,KESK Türkiye Kamu-Sen, Memur-Sen, BASK,Türkiye işçi Emeklileri Derneği, Tüm İşçi Emeklileri Derneği,Tüm Bağ-Kur Emeklileri Derneği, TMMOB, Türkiye Barolar Birliği, Türk Tabipleri Birliği, Türk Diş Hekimleri Birliği, Türk Eczacıları Birliği, Türk Veteriner Hekimler Birliği, TÜRMOB

 kd

                                                                                                                                       12 Mart 2008/32

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Meclis gündemine gelen 5510 Sayılı SSGSS Yasa Tasarısı’na ve Sayın Başbakan’ın AKP Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmaya ilişkin yaptığı açıklama: 

5510 Sayılı Yasa halk için büyük bir kayıp, sermaye için ise kazançtır! 

Başbakan’ın AKP grup toplantısında yaptığı konuşma, hangi açıdan ele alırsanız alın, tam bir ibret belgesidir, bir talihsizliktir. Öncelikle Başbakan, sosyal muhataplarını siyasi hasım gibi algılamakta ve üslubunu buna göre düzenlemektedir. Oysa bizler rakip değil, hükümetin oluşturduğu siyasetten, ekonomik politikalardan etkilenen ve mağdur olan kesimlerin temsilcileriyiz. 

Bu açıdan Başbakan, siyaseti toplum için mi, topluma karşı mı yaptığına karar vermelidir. Konuşmasının içeriğinden ve üslubundan anlaşıldığı kadarıyla, hükümetin eline ekonomik programı tutuşturan IMF ve Dünya Bankası gibi finans kuruluşlarının tamamen yanında fakat toplumumuzu oluşturan kesimlere karşı bir siyaset yürütmektedir Başbakan.  

Dürüst davranmadığımız ve yalan söylediğimiz yolundaki gergin ve ölçüsüz sözleri eğer "köşeye sıkışmanın" verdiği psikolojik bir tepki değilse nasıl yorumlanacaktır?  SSGSS Yasa Tasarısı yazılı ve somut olarak, kazanılmış hakları ortadan kaldıran maddeleriyle apaçık ortada duruyorken, bizleri yalancılıkla ve dürüst olmamakla itham edebiliyorsa bir başbakan, ya yasanın tek satırını dahi okumamış ya da ortada bizim bilmediğimiz, görmediğimiz, duymadığımız başka bir yasa vardır.  

Sayın Başbakan yasaya ilişkin görüş ve önerilerimizi bildirmediğimizi söylemektedir. Oysa gerek DİSK, gerek diğer emek ve meslek örgütleri olarak görüşlerimiz defalarca Çalışma Bakanlığı’na iletilmiştir. Ayrıca görüşlerimiz, DİSK olarak katılmadığımız ESK toplantısında da Başbakan’a iletilmek üzere ilgili kişilere verilmiştir. Basın yoluyla, bildiri ve broşürlerimizle, hazırladığımız kitapçıklarla görüşlerimizi kendileriyle paylaştığımız gibi toplumla da paylaştık. 2.892 sandıkta yaptığımız referanduma 2 milyon 240 bin insan katıldı ve bu oylamada %99.4 yasaya hayır çıktı.

Deli Dumrul vergisini hatırlatan Genel Sağlık Sigortası Vergisi’ni sağır sultanlar bile duymuştur. Eğer ortada bu yasa üzerinden bir rant varsa, toplumu bütünüyle karşısına alanların rantıdır bu, toplumun geleceğini düşünenlerin değil! 

SSGSS TASARISI’NA İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ VE GERÇEKLERDefalarca söyledik ve yine söylüyoruz: AKP Hükümeti, sosyal güvenlik alanında Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda tüm çalışanlar için ortak norm ve standart sağlayacak bir düzenleme yapması gerekirken; Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilen 5510 Sayılı Yasa’dan da geri bir yasa taslağı ortaya çıkarmıştır.  

  • Hükümet, bir yandan sosyal güvenlik açıklarının büyüdüğünü söylerken bir yandan da sağlık alanındaki uygulamalarıyla, özel hastanelere, ilaç tekellerine aktardığı payı artırmayı hedeflemektedir.

 

  • Türkiye, OECD ülkeleri arasında devletin sosyal güvenlik sistemine prim katkısı olmayan tek ülkedir.

 

  • Avrupa Birliği ülkeleri sosyal güvenlik ve sağlık için bütçelerinin yarısını harcarken, Türkiye’de bu oran bütçenin beşte birine ulaşmıyor.

 

  • Bütçenin yüzde 26’sı, nüfusun yüzde 10’una faiz ödemeleri olarak aktarılırken, nüfusun yüzde 90’ı için yapılan sosyal güvenlik harcamaları yüzde 15’i bile bulmuyor.

 Bütün bunlar ortadayken, Sayın Başbakan demagojik bir üslupla, kazanılmış hiçbir hak kaybı olmadığını söylemektedir.

Ama ortadaki yasa taslağı kendisini alenen yalanlamaktadır. Başbakan ise tam bir hezeyan içinde, sadece işine gelen maddeleri sıralamaktadır. İktidar sözcüleri "kazanılmış hak"tan, mevcut çalışanların haklarının budanmadığını kastetmektedirler. Bu doğru olmadığı gibi, gelecek kuşakların haklarının gaspedilmesi de bizim ve dolayısıyla toplumumuzun sorunudur. Buna sessiz kalmamız düşünülemez. Nasıl ki 8 saatlik işgünü veya ücretli izinler bizden önceki kuşaklardan bize bir hak mirası olarak kalmışsa, bizden sonraki kuşaklara da mevcut haklarımızı miras olarak bırakmak bizlerin taviz vermeyeceği bir görevdir. AKP Hükümeti’nin hazırladığı bu tasarı yasalaşırsa sağlık ve sosyal güvenlik haklarımızda şu kayıplar oluşacaktır: 

• Kadınlar için 58, erkekler için 60 olan emeklilik yaşı hem kadınlar hem de erkekler için yeniden yükseltilip 65’e çıkarılacak, emeklilik hayal olacaktır! Bu kayıp değilse nedir?

• Emekliliğe hak kazanmak için halen 7.000 gün prim ödemek gerekirken yasa çıktıktan sonra 9.000 gün prim ödemek gerekecektir. Buna göre turizm, inşaat, tarım vb. Sezonluk sektörlerde yılda 120 gün çalışanların tam aylığı hak etmesi için 75 yıl, kısmi aylığı hak etmeleri için 45 yıl; yılda 90 gün çalışanların tam aylığı hak etmesi için 100 yıl, kısmi aylığı hak etmeleri için 60 yıl çalışmaları gerekmektedir. Bu kayıp değil midir?

• Emekli aylıkları yüzde 23 ile yüzde 33 arasında düşürülecektir. Başbakan bunu da bir kayıp olarak görmemektedir!

Bütün sağlık hizmetleri paralı olacaktır. Vatandaşı müşteri olarak gören piyasacı anlayışa göre bu da bir kayıp değildir! Başbakan’ın "kazanç" olarak gördüğü diğer maddeler de şöyledir: 

• Basın emekçilerini de kapsayan bir grup emekçi için kazanılmış hak niteliğindeki fiili hizmet süresi zammı kaldırılacaktır. Havayolları uçucu personeline, lokomotif makinistlerine, infaz koruma memurlarına, posta dağıtıcılarına, deniz üstünde çalışan gemi çalışanlarına yıpranma payı verilmeyecektir.

• Yeniden çalışmaya başlayan emeklilerin, emekli aylıkları kesilecektir.

• Aylık geliri 145 YTL’den fazla olan herkesten Genel Sağlık Sigortası Primi olarak sağlık vergisi alınacaktır!

• Hastalık, kaza, ameliyat gibi nedenlerle hastaneye yatmak gerekince "katılım payı" adı altında para ödenecektir.

• Emzirme yardımı altı ay süreyle iki asgari ücret tutarı yerine, bir defada asgari ücretin üçte biri kadar ödenecektir.

• Hastalanan, doğum yapan, kaza geçiren sigortalılara verilen geçici iş göremezlik ödeneği yatarak tedavide azalacaktır.• Cenaze yardımı üçte bir oranında azaltılacaktır.

• Ölüm aylığı bağlanması için 900 gün yerine, 1800 gün prim ödenmiş olması gerekecektir. 5510 Sayılı Yasa ve şimdi de bu değişiklik tasarısı ile yapılmak istenen şey, görüldüğü gibi, sosyal güvenlik sistemini iyileştirecek bir reform değil, sosyal devletin var olanını da ortadan kaldıracak bir yeniden yapılanmadır.

 HALK İÇİN KAYIP, SERMAYE İÇİN KAZANÇ!

Aslında Başbakan’ın bu maddeleri kayıp değil de bir kazanç olarak görmesi, temsil ettiği, politikalar ürettiği kesimler için geçerlidir. Başbakan bu açıdan doğru söylemektedir:

bu yasa sermaye için büyük bir kazançtır! 

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası çalışanların ikiz kuleleridir.Gündemdeki bu yasa tasarısıyla bunlar yıkılırsa, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır! 

Son olarak şunu da ifade etmelyiz ki; Sayın Başbakan "Serbest bıraksak bakalım sendikalara kaç kişi üye olacak" diyerek, anayasal bir hak olan sendikaya üye olmanın  aslında serbest olmadığını itiraf etmektedir.

Serbest olmadığını biz zaten yıllardır söylüyoruz.  Yüksek oranda işsizliğin, açlığın kol gezdiği ülkemizde, sendikaya üye olanların işten atıldığı, sürgün edildiği, kara listelere alınarak işsizliğe mahkum edildiği ülkemizde elbette sendika kültürü gelişemez.  Başbakan’dan sendikal haklar konusunda lütuf beklemiyoruz, altına imza attığı uluslararası sözleşmelere uymaya, sadık kalmaya yemin ettiği anayasa hükümlerini uygulamaya  davet ediyoruz.

BUGÜN KARŞI ÇIKMAZSAK YARIN ÇOK GEÇ OLACAK!Tüm bu nedenlerle, TBMM’ye sunulan yasa tasarısının geri çekilmesini, geniş katılımlı bir tartışma ortamında çalışılarak taleplerimiz doğrultusunda yeniden düzenlenmesini istiyoruz.  

Sosyal Güven(siz)lik ve Genel Sağlık(sızlık) Sigortası kanun tasarılarının bizlere rağmen IMF’nin istediği biçimde geçirilmesine izin vermeyeceğiz!  Biz biliyoruz ki; yoksulluk da, yoksunluk da, sağlıksızlık da, sosyal güvensizlik de kader değildir. Kendimiz için, çocuklarımız için, kardeşlerimiz için sağlık ve sosyal güvenlik hakkımıza sahip çıkacağız. 

BURADAN, SİYASİ PARTİLERE, MESLEK VE KİTLE ÖRGÜTLERİNE, İŞÇİLERE, KAMU ÇALIŞANLARINA, ESNAFA, ÇİFTÇİYE, EMEKLİYE, KADINLARA; GENCİ VE YAŞLISIYLA BU ÜLKENİN ONURLU İNSANLARINA SESLENİYORUZ: GELİN HEP BİRLİKTE, ÜLKEMİZİN VE ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNİ KARARTACAK BU GAYRİ VİCDANİ SALDIRIYI DURDURALIM! 

"Ben ne yapabilirim ki" deme!  

  • 13 Mart’ta yapılacak protesto eylemlerine SEN DE KATIL!

 

  • 14 Mart 2008 Cuma günü saat 10.00-12.00 arasında bütün yurt çapında yapılacak iki saatlik iş bırakma eylemine aktif olarak katıl!

 kd

 kd

 kd

 kd

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Yazar: www.kentvedemiryolu.com