Kent ve Demiryolu Menü

Etiker için tüm öğeler müze

Kalıcı Başlantı:

“Müze”lik yazılar 4- (*)  “Taşıdığı Değerin Kurbanı Olmak”.

(yorumlar kapalı)

Tarihçinin saptamasından yüzyıllar sonra Taut, arkadaşı W. Gropius gibi, “mimarinin kendi başına politik olamayacağını” vurgulayacak; ancak yapıların “politik araç” olarak kullanılabileceğini, bu durumun ise mimarın “elinde olmadığını” söyleyecektir. (Nicolai; B. Taut’un Akademi Reformu ve…) İşin bu yanı ayrı, yapının yapı olup olmadığı apayrı. Şimdi Yüksek Hızlı Tren projesi kapsamında inşa edilen yeni mimari ürünü acar tren istasyonu bütün heybetiyle eski Ankara Garının üstüne çökmüştür!… Eşzamanlı, yanıbaşındaki tarihsel kültürel yapıların, o yapılarla sürüp gelen tarihin ve anıların da üstüne. (Eski) Ankara Garı, sırtına binen demir çelik, cam ve betondan oluşma dağyapının gölgesinde, gayri bir “kanarya kafesi” gibidir. Zaten bu tarihsel yapı, Gençlik Parkı’na açılan avuç içi kadar gar önü kavşağı altına konumlandırılan “bat-çık” ve hemen karşısına dikilen “Arena”yla çoktan “Güzel Başşehrin Güzel Başkapısı” olmaktan çıkmıştı. Devamı için tıklayınız »

Kalıcı Başlantı:

“Müze”lik yazılar 3-Adresini Arayan Mektup: Bir Müze Onarım Hikâyesi…

Her ne kadar şu seçim patırtısı arasında demiryolu kimin aklına gelsin denilirse de belli olmaz! Bakarsınız yüz kaçıncı yıl diye kağşamış bir söylemi ısıtabilirler yine. Kamuoyunda “Hızlı Tren” diye bilinen, Ankara-İstanbul arası tren yolculuğunu “2,5 saate indirecek” denilen Ayaş Tüneli projesi üstüne “resmen” soğuk su içeli bir yılı geçti. Ancak bitip tükenmez “rehabilitasyon / yeniden yapılandırma” masallarından en sonuncusunu altı ay önce (Mart 2002) verilen “başlanma sözü” geldi çattı: Eylül 2002. O da geçecek! Ama yöneticilerimiz yeni başlangıç tarihleri vererek, bugünün sırtından yarınları harcamak siyasetlerini ertelemeyeceklerdir.Devamı için tıklayınız »

Kalıcı Başlantı:

“Müze”lik yazılar 2-“Demiryolu Müzesi İhya Edilmelidir”

Demiryolu müzesinin “geçici” kaydıyla Haydarpaşa’da ilk kuruluşu, Bayındırlık Bakanı Behiç ve Devlet Demiryolları Genel Müdürü Haşim Beyler zamanında, 1928 yılı Nisan ayındadır. Burada toplanacak olan eşya, “müze” biraz daha geliştikten sonra “yakın bir gelecekte” Ankara’ya taşınarak, “inşa edilecek mahalli mahsusa vaz ve erbabı meraka küşat” edilecekti (bu iş için yapılacak özel bir yapıda meraklılarına açılacaktı). Bu konuda teşkilata gönderilen yönergede (tamimde): “Memleketimizde milli bir meslek halinde vücut bulan ve günden güne tevessü ve taazzuv eden (genişleyen ve kurumlaşan) demiryollarımızın kıymetli hatıralarını muhafaza ve demiryolu mensubininin (çalışanlarının) tarzı mesailerini ve memleketteki terakkiyatı (ilerlemeyi) tesbit edecek ve daima yaşatacak olan bir demiryol müzesi kurulması”nın ehemmiyetine işaret ve bütün daire ve şubelerle demiryolu memur ve müstahdemleri müze nin zenginleştirilmesi için mesaiye davet ediliyordu.Devamı için tıklayınız »

Kalıcı Başlantı:

“Müze”lik yazılar 1- Kurtuluş Savaşı’nda Atatürk Konutu ve Demiryolları Müzesi’nde… (*)

Bu yapının müze olarak açılmasına 1964 yılında karar verilmiş. Bu bina gereğince tanınmıyor, tanıtılamıyor! Ama Kurtuluş Savaşı öncesi ve “savaş” sırasında bu yapıda alınan kararları bir bilseler… Örneğin Fransızlarla Ankara Anlaşması burada, bu yapıda imzalanmış.  Ardından 23 Nisan’ın Çocuk Bayramı olması bu binada kararlaştırılmış.   Genç cumhuriyeti zaafa uğratmak için dış destekle körüklenen iç isyanlar buradan planlanarak bastırılmış.  Mustafa Kemal Ankara’ya geldiği gün konuk olduğu Ziraat Mektebi’nden hemen sonra bu yapıyı konut ve karargâh tutar biliyorsunuz… İnönü Savaşı’na “malzeme sevkiyatı” yapılırken Atatürk’ün zaman zaman pencereden baktığını, taşıma işini yönlendirdiğini biliyoruz.Devamı için tıklayınız »

Kalıcı Başlantı:

GÜZEL YÜZLÜ 8000 LİKLER

İstanbul Demiryolu Müzesi’nin açılışı yaklaşıyordu ama hâlâ büyük bir eksik vardı, demiryolcuların kullandığı aletler, belgeler, madalyalar, fotoğraflar, İstanbul Garı’nın ve Trakya hattının anılarını canlandıracak eşyalar müzede yerini almıştı almasına ancak eksik olan bu hattın simgesi banliyö treninin kendisiydi.Devamı için tıklayınız »