Kent ve Demiryolu Menü

Kalıcı Başlantı:

ATATÜRK’ÜN TRENLERİ

(yorumlar kapalı)

Atatürk, deniz yoluyla ulaştığı liman şehirleri dışındaki her yere trenle giderdi. Demiryolu ile yaptığı uzun yurt gezilerinde kullandığı 2 no.lu servis vagonu zamanla yetersiz kalınca 1935 de Almanya’da (Breslau) bulunan LHV.Linke Hofman-Werke fabrikasına tarihe "Atatürk’ün Beyaz Treni" olarak geçecek bir tren ısmarlandı. Tren pencerelerin altına kadar lacivert üst kısmı beyaz olduğu için "Beyaz Tren" diye söylendi halk arasında.

20 Temmuz 1935 tarihli Vakit Gazetesi "Beyaz Tren"in gelişini şöyle yazmıştı;

 

CUMHURBAŞKANI İÇİN YAPTIRILAN TREN HAYDARPAŞA’YA GELDİ

 

Cumhurbaşkanı ve maiyeti için Almanya’da yaptırılan dokuz vagondan mürekkep tren. Haydarpaşa’ya getirilmiştir. Atatürk’ün memleketimizde yapacakları gezilerde uzun müddet trende kalmaları ihtimali inşaatta göz önünde tutulduğundan ihtiyacı karşılayacak her türlü tertibat mevcut bulunmaktadır.

Beyaz Tren, Atatürk için yapılmış biri yemekli öteki yataklı iki vagon, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ile Başyaverlik için bir salon vagon, yolculuğa katılmak üzere davet edilen hükümet ileri gelenleri için iki yataklı vagon, bir yemekli vagon, personel için iki adet ikinci mevki vagon ve bir furgondan oluşuyordu. İlk beş vagon 21 m, diğerleri 19 m uzunluğunda dört dingilli vagonlardı. Her vagon Görlitz sistem ağır bojiler üzerine oturtulmuş, Ürdinger tipi tamponları, el ve hava frenleriyle donatımlıydı.

Vagonun havalandırılması Wendler hava emme cihazı ile yapılıyordu. Vagon trenin sofaj tesisatına bağlı ise de ayrıca bir sıcak su kazanı ile de ısıtılabilecek şekilde tertibatlıydı. Elektrik donanımı iki akümülatör ve dinamolarla sağlanıyordu. Pencerelerin önünde arkaları sinek ve benzeri böceklerin içeri girmesini önleyici bir gazla örtülü sinekliklerin bulunduğu zarif tahta jaluzileri vardı.

Beyaz Tren Ankara’dan harekette Ankara personeli, Haydarpaşa’dan kalkışta da 1.İşletme personelince yurdun neresine gidilirse oraya kadar götürülür, dönüşü de aynı personel yapardı. Depo merkezlerinde kömür stoku ve bakım için sadece makinalar değişirdi.

resim
ATATÜRK’ÜN TRENİNDE GÖREV YAPAN TREN ŞEFİ

Bu trenler mutlaka ranforlu olur, bazen pilot olarak önden gönderilen özel trende olurdu. Trenin tüm personeli tecrübeli, dikkatli, başarılı personel arasından özel olarak seçilirdi. Makinistler garlara girerken beyaz eldiven takarlardı.

Kömürle çalışan bu lokomotiflerin temizlikleri muntazam yapılmış, sarı madeni kısımları parlatılmış olurdu. Bölgelerinde çoğunlukla Cer müfettişleri kullanır, kontrol elemanları markizden inmezlerdi. Bu Hareket, Yol ve Cer müfettişleriyle Telgraf ve Telefon sürveyanları tüm malzemeleriyle hazır bulunurdu. Trenin trafiğinde 501 no.lu Genel Emir uygulanırdı. Gar ve istasyonların kasalarında saklı o aya ait gizli damgalı zarfların mühürlü mumları sökülerek açılır, parola öğrenilir, bir yardım gerektiğinde parolayı bilenler trene yaklaştırılırdı. Şube şefleri sol kollarında kırmızı pazubend taşırlardı.

resimMüştak Erenus’un kendisinden dinlemiştim Atatürk’ün ilk özel treninin makinistlerinden olan babası Hüseyin Lütfü Bey’i… "Kör Beyazı Sordu" anı kitabında da şöyle anlatır o günleri:

"Babam mesleğini bilen ve seven adam. Savaş günlerinin türlü çile ve deneyleri içinde ovaya bakan yüce bir kaya gibi. Mustafa Kemal’i götürüp getiriyor. Bu onurlu hizmetin ilk seferini çok iyi hatırlıyorum. Namı ve macerası büyük Anadolu Bağdat Demiryolları Şirketinden babamın Devlet Demiryollarına geçişinde, derecesinde bir uyumsuzluk oluyor. Üst derecede bir gecikme. Evde pek konuşulmayan bir üzüntü. Mustafa Kemal’i taşıyacak makinistler Ankara-Eskişehir-Haydarpaşa’da seçiliyorlar. Mustafa Kemal’in Eskişehir’den geçtiği ilk günlerden biri. Babam alacak bu güzel görevi. Ama derecesi tutmuyor. Birinci sınıf olması gerekli. O gün bir üst dereceye çıkarıyorlar hemen. Yalnız şapkasında bir şerit eksik. Bulamıyorlar.Zaman da yok.Eve tezden haber geliyor.Eski şapkasını söküyorum hemen.Elimde sırma şerit, istasyon yolundaki ağaçlarla beraber koşuyoruz.Şeridi yetiştiriyorum.Sanki dün gibi.Babam hemen şapkasına ekliyor şeridi.Bi güzel koyuyor başına, sarılıp öpüşüyoruz.Gözlerini benden kaçırarak, hadi git diyor.Ben ağlamıyorum.Tren istasyonunun meydanına koşuyorum.Kalabalıkta büyüklerin bacakları arasından, kalpaklı, gocuklu ve bastonlu Mustafa Kemal’i seyrediyorum keyifle.Ordan koşuyorum tren yoluna, bekliyorum. Bir gelin gibi geçiyor babamın treni. El kol, zıplayarak selametliyorum babamı…

Beyaz Tren’e bölgelerinde Yol Kısım ve Şube Şefleriyle Tren Muayene Memurları, Kısım Hekimleri faal servislerin Baş Müfettişleri refakat ederler, furgonlarında seyyar telefon ve telgraf sandıkları emre hazır bulundurulurdu.

Beyaz Tren’in demiryolcu olarak hiç değişmeyen görevlilerinden en renkli simalar 1.İşletme Müdürü Abdullah Kunt ve Ankara Tren Muayene memurlarından Paşa Kazım’dı. Atatürk her ikisini de savaş yıllarından tanır ve severdi. İkisi de çok nüktedan, çevrelerinde çok sevilen, sayılan kişilerdi.

Beyaz Tren çok önemli tarihi olaylara tanıklık etmiştir, bir de trende yaşanan tren personeline ilişkin günlük olaylar vardır. Yazmayı sevmeyen bir toplum olduğumuzdan sözlü tarih çalışmasına da pek önem vermediğimizden bu yaşananlar unutulup gitmiştir. Demiryolu hekimlerinden Dr Burhan Turmangil turne yaptığı bir marşandiz vagonunda imdat sandıklarının üstünde oturup sohbet ettiği Beyaz Tren’de görev yapmış Tren Şefi İsmail’in ağzından anılarını Demiryol dergisinde yazmış;"İdareye ilk girdiğim yıllardı. Gardöfren olarak çalışıyordum. Bir gece büyük bir talih eseri olarak, Eskişehir’den Haydarpaşa istikametinde Atatürk’ün özel treninde görev aldım. Gece bir hayli ilerlemiş Atatürk’ün devrimleri konuştuğu aydınlatıcı sofra dağılmış, mutad zevat da kompartımanlarına çekilmişlerdi. Genç bir kondüktör arkadaşla trenin içinden geçerken bir cahillik yaptık O’nun sofrasından artmış birkaç meze ve rakı şişesini alarak tenha bir yataklı vagonun sahanlığını seçerek rakımızı içmeye başladık. Ben sahanlık kısmında kapının emniyet mandalını kapatarak sırtımı kapıya vermiştim. Sıra ile bir ben bir o rakı şişesini dikip sözüm ona keyfederken tepemizde bir ses "Ne yapıyorsunuz orada?" diye sordu.

resim

Atatürk’ün 21.09.1928 tarihinde seyahat ettiği 2747A nolu katarın seyir cetveli.

İkimiz de özel katarda vazifeli Kısım Hareket Müfettişlerinden biri sanarak önemli bir suç teşkil eden hareketimiz karşısında nasıl hesap vereceğimizi düşünmekten donup kaldık. Ben başımı hafifçe kaldırdım ve baktım: Atatürk! Her ikimiz de sonumuzun geldiğini sanıp iyice yere yığılırken aldığımız "Kalkın düşün önüme" emri ile kıpırdayamıyorduk bile. Aldığımız kesin emrin geciktirilemeyeceğini bildiğimizden zorla kalktık. Birkaç vagon geçtikten sonra Atatürk’le birlikte yemekli vagona geldik. Biz başımıza gelecekleri düşünürken rahmetli garsonları çağırdı. Şu örtüleri kaldırın, güzel bir sofra kurun dedikten sonra rakı ve bol meze getirin diye emir verdi. Sofra hazırlandı, Atatürk’ün kadehini doldurdular. Bizim de önümüze birer kadeh koydular. Biz Atatürk’ün karşısında içmenin büyük küstahlık olacağını düşünürken O, -Ne duruyorsunuz için- dedi. Artık ağzımıza mı burnumuza mı gittiğinin farkına varmadan rakımızı yudumlarken Atatürk bizlere.

— İşte çocuklar rakı böyle efendice içilir, sizin yaptığınız şekilde süfli vaziyette içilmez. Ben Türk Milletini Efendi olarak tanıyorum ve onun her ferdinin efendi olmasını istiyorum, dedi."

Atatürk beyaz trenle son yurt gezisine 12 Kasım 1937 günü Ankara’dan başladı. Saat 17.50 de Ankara Garı’ndan hareket eden tren Kayseri-Sivas-Diyarbakır-Elazığ-Malatya-Adana-Mersin’e gitti. Afyon ve Eskişehir üzerinden dönen tren 21 Kasım günü saat 23.30 da Ankara Garı’na girdi. Dokuz gün süren bu yolculukta Atatürk’ün hastalığı iyice artmıştı, çok sıkıntı çektiği halde ıstırabını etrafındakilere belli etmemeye çalışıyordu.

Beyaz Trenle Son Yolculuk

"Günlerden 19 Kasım Cumartesi idi. O gün Atatürk’ün naaşı Dolmabahçe Sarayı’ndan alınarak törenle Ankara’ya doğru yola çıkartılacaktı. Kortej, önce Sarayburnu’na gelecek, Ata’nın naaşı rıhtımda duran Zafer destroyeri ile açıkta bekleyen Yavuz zırhlısına yerleştirilecek, sonra da İzmit’te karaya çıkartılarak Ankara’ya götürülmek üzere törenle "Beyaz Tren" e yerleştirilecekti.

resim
Atatürk’ün Naaşını Ankara’ya götürecek tren Haydarpaşa Garda

Program hiçbir aksaklığa uğratılmadan uygulandı. Yavuz zırhlısı İzmit’e vardığında hava iyice karardığı için her yer ışıldak ve lambalarla aydınlatılmıştı. Ata’nın tabutu saat 20.23 te İzmit Garı’nda beklemekte olan Beyaz Tren’in penceresinden içeri alınmış ve çevresinde altı meşale yakılmıştı. Bu arada altı subay da kılıçlarıyla hemen saygı duruşuna geçerek nöbete başlamışlardı. Tümen bandosu önce İstiklal Marşı’nı çalmış, arkasından matem marşına geçtiğinde de saat 20.32 de tren garda toplanan halkın gözyaşları arasında Ankara’ya doğru hareket etmişti. Beyaz Tren Ankara’ya 20 Kasım 1938 Pazar günü saat 10.04 de vardı. İstasyonda Cumhurbaşkanı İnönü, milletvekilleri, asker, polis, memur, öğrenciler ile halk treni beklemekteydi. Ata’nın tabutu 10.26 da yine pencereden alınarak beklemekte olan top arabasına yerleştirildi. Böylece Atatürk son yolculuğunu da Beyaz Tren’le yapmış oldu."1

resim
Atatürk’ün naaşının trenden indirilişi

Beyaz Tren, Atatürk’ün ölümünden sonra İnönü tarafından Demokrat Parti iktidarına kadar kullanıldı. Tarihe "Adana Mülakatı" olarak geçen 30 Ocak 1943’te Yenice İstasyonuna çekilen Beyaz Tren’de resimİngiltere Başbakanı Churchill ve Cumhurbaşkanı İnönü arasında yapılan gizli görüşmede Churchill’in, İtalya’ya karşı savaşa girmemiz konusundaki ısrarlarına rağmen İnönü’nün başarılı politikası sayesinde Türkiye ikinci dünya savaşının dışında kalabilmiştir.

Yıllar sonra avukat Sudi Abaç, gençlik yıllarında tanık olduğu bu tarihi olayın gerçekleştiği vagonu aramaya başlar. İzmir, Adapazarı, Eskişehir, Samsun, Sivas her yerde arar. Tam ümitlerini yitirmişken Konya’da olduğu haberini alır. Harap ve pislik içinde bulunan vagon Sudi Abaç’ın ve İçel’lilerin çabalarıyla gün yüzüne çıkarılarak Devlet Demiryolları tarafından Sivas’ta restore edilmiştir.1991 den beri Yenice istasyonunda sergilenen Beyaz Tren’in bu vagonu geçmişin anılarını şimdiki kuşaklara anlatıyor.

1950’li yıllar… Devletin zirvesinin trenden inip otomobile bindiği, Atatürk’ün demiryolu politikasından da yolundan da uzaklaşılmaya başlanan yıllardı… Beyaz Tren önce yeşile boyatıldı. Gerekçe "korumak" tı! Sonra her vagon bir tarafa atıldı… Bazıları çeşitli yerlerde servis vagonu gibi işlerde kullanıldı. İçindeki eşyalar kapanın elinde kaldı… Korunabilen özgün tek vagon 1964 yılında Ankara Atatürk Konutu müzesine verildi. Bugün Ankara Gar’da Kurtuluş Savaşını idare ettiği Direksiyon Binasının yanında müze-vagon olarak duruyor.

Yakın tarih olmasına rağmen bilgi ve belgeler yeterli titizlikle bir bütün olarak korunup saklanmamış. Alsancak’ta duran Atatürk’ün 1927 den 1935’e kadar kullandığı özel vagon "Beyaz Tren" in renklerine boyanarak restore edilmiş, Çamlık müzesine bir vagon koymuşlar üstünde ne plakası var ne açıklayıcı bir bilgi… Soranlara "Atatürk’ün vagonu" diyorlar… Haydarpaşa’da yapılan Demiryolu Sempozyumu’na İzmir’den bir vagon getirildi. Banyosunda yeni bataryalar, pazarda satılan bir klozet takımı. Hiçbir açıklama yok, sözde tarihi vagon…

Atatürk’ün "Beyaz Tren"le son yolculuğuna ait hareket cetvelini ve son yolculuğunda "Beyaz Tren" i çeken lokomotifi arıyorum. Bugüne kadar yaptığım araştırmalardan sonuç alamadım. TCDD Genel Müdürlüğü ve TSK Bilgi Edinme bu konuda kayıt bulunmadığını söyledi. Merak ediyorum bu lokomotif de trenin diğer vagonları gibi kesildi mi yoksa müzelerimizden birinde duruyor mu?

resim
6 Ağustos 1929 -2 nolu servis vagonu
resim
Atatürk İzmit garda 2 nolu vagonun sahanlığında

İzmir Alsancak Gar karşısında sergilenen

Atatürk’ün 2 no.lu servis vagonuna ait bilgiler

İmalat Yılı : 1927

İmalatçı Firma: Wegmann& Cassell

Ağırlığı : 41 Ton 200 gr

Boyu :21.82 metre

Aydınlatma : Dinamo

Isıtma : Buharlı

Yerleşim : Salon,Toplantı odası,yatak odası,1 kompartman,banyo,wc

Kapasite : 5 kişi

 

Yararlanılan Kaynaklar

(1) Eser Tutel , Bütün Dünya Nisan 2002

Demiryol Dergisi, Haziran 1983 "Lütfü Balamir, Tarih Köşesi"

Atatürk Konutu Müzesi

Demiryol Dergisi, Kasım 1962

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Yazar: kentvedemiryolu-ruhan çelebi