Ankara Demiryolcularının 1 Ekim 1922 Tarihli Bir Bildirisi
Şimendiferci Arkadaşlara
Arkadaşlar!
Türkiye işçi ordusunun tarihi birinci sahifesinde seni kaydediyor. Neden mi..?
Hürriyetin ilânı’nda en evvel amele cemiyetini kuran sen ve arkadaşlardın. Sen müstebid, zalim idarenin elinden birçok haklarını kurtarmağa uğraşırken hiçbir amele teşkilâtı, işçi birliği, varlığı yoktu. Bunu meydana sen koydun!
En evvel patronuna sen isyan ettin! Fakat bilâhere hükûmetin eli buna karışıp geçtikçe bu senin haklı davanı söndürüp kapattılar…
Yine sen ve arkadaşların gizli teşkilâtlar yaparak varlığını, halkını müdafaa hususunu ihmal etmedin. Türkiye’de doğup ölen bütün işçi cemiyetleri hep senden örnek aldı. Sen çekicinle, tezgâhınla, kerestenin ile işin başında çalışırken dimağında teşkilâtlarını yollarını tanzim ile uğraşıp, çalışırdı.
(Türkiye Komünist Partisi’ne) varlık veren, onu ilk devrelerinde yaşatan, mevcudiyet-i maneviyesini, kıymetini yükselten yine sensin!…
Hayatta mübarezen sermayecilere karşı mezarının eşiğine kadar ilelebet devam edip gidecek! Sen bu mübareze gevşetir isen, kendin de, çocukların da, neticede açlık ve sefaletten kurtulamazsınız!
Şu muazzam harp senelerinde senin varlığını, hizmetini, fedakârlığını inkâr eden nankördür!
Tahtalar, taçlar devrilip hükûmetlerin meydana gelmeye, hayatta yeni bir inkılâp, yeni bir ışık, yeni bir devir açılmağa başladığı bugün iyi bil ki bunun esas temeli kardeşlerin işçilerdir.
Arkadaş işçi ve amele orduları bir memlekette terakki ve temeddünde yegâne âmillerdir. Türkiye’nin millî varlığının ilk tutgusu […] eden yine en evvel bir amele varlığı teşkilâtını ortaya koyan ve başlangıç olan münevver yine sensin! İşçi senin diğer amele cemiyetlerinin tarihlerini tetkik et! En başta
Bugün elindeki teavün sandığı senin, istikbalin en büyük bir istinadgâhıdır. Kendin, evvel, alınan için ne kadar çalışıyor isen; belki ondan daha fazla olarak sandık hakkında çalışmaklığın lâzımdır. Ve dünkü yokluk içinde; bu gün elinde okuduğun nizamname sana çok şey vaad etmez.
Yarının temin için onu kendi varlığına, ihtiyacına, istikbaline göre tevsi ve tanzim için var kuvveti pazuya verip çalışmalıdır.
Arkadaşlar:
Aranızdaki suitefehümden, suizandan; daima bizi ezmek isteyen emeğimizin hakkını çalan zâlimler istifade eder!
Mukadderatını tevdi ettiğin arkadaşların sana doğru hizmet edip çalışmaz ise onları oradan yıkıp kaldırmak daha namuskârlarını işbaşına getirmek senin hakkındır…
Arkadaşlar:
Cihan hükûmetlerinde, cihan milletlerinde bütün amele ve işçi sınıfı ordusu kendini saydırmış, hakkını tanıttırmıştır.
Seni müdafaa eden, himaye eden kanunlar sen hükümetten istemezsen, aramazsan, işlerin pek geri kalır. Yaşamak isteyen bir adamın çalışmaya ve her türlü ızdıraba, yorgunluğa katlanması lâzımdır.
Elbette sâiilinin semeresini göreceksin!
Arkadaş!
Harp dolayısıyla hükûmetin idaresine geçen demiryollarının yarın sermayeci ellerine geçeceğini unutma!
Ve yine unutma ki, göreceğin muamele seni çalıştırıp sırtından geçinecek, seni yok pahasına satın alacak, daha doğrusu çalacak patronların muameleridir.
Bunu hayatıyla kendi hayatını mukayese edersen hayret edeceğin ve sana edilen haksızlığı, zulmü çarçabuk anlayacak ve göreceksin!
Eğer bu fırsat elde iken kendini müdafaa ve muhafaza edecek tedbiri hazırlayıp saadet ve istikbalin için, ailenin refahı için lâzım gelen malzeme ile mücehhez olmaz isen, neticede yanacak yalnız sen değil, çoluğun çocuğun ahfadın da beraberdir.
ARKADAŞ,
Varlığını müdafaa, istikbalini ihzar için, metin ve sabur ol! korkma; istikbal senindir! Sen yalnız azmı ü sebatla hüsnüniyetle çalış! Bugün muvaffak olamadığın gayeyin yarın elde edeceğine şüphen olmasın!
Sen olmadığın için daha dün vücuda getirilemeyen “İşçi Birliği” amelesini gözönüne getir…
Arkadaşını sev.. Aradaki rabıta-i muhadeneti bozmak isteyenleri daire-i itaate sevk et.. Rehberlerini intihap et! Elindeki teavün sandığını söndürme.. Yazıktır.. Bunu ilâya çalış ki, sende âli olasın… Arkadaş..
Ankara 1-10-1922
B • 136
METE TUNÇAY
Türkiye’de Solun Tarihinden
Teavün sandığı, Osmanlı İmparatorluğu döneminde ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında işçiler, memurlar veya meslek grupları tarafından dayanışma amacıyla kurulan yardımlaşma sandığı anlamına gelir.
Kelime kökeni olarak Arapçadaki “avn” (yardım etme) ve “teavün” (karşılıklı yardımlaşma, imece) sözcüklerine dayanır.
Bu sandıkların temel özellikleri ve işlevleri şunlardı:
Maddi Dayanışma: Üyelerin (genellikle aynı iş yerinde çalışan işçi veya memurların) düzenli olarak küçük aidatlar ödeyerek ortak bir fon oluşturması esasına dayanır.
Sosyal Güvenlik İşlevi: O dönemde bugünkü anlamda kapsamlı bir sosyal güvenlik sistemi veya sigorta kolu bulunmadığı için, bu sandıklar üyelerinin zor günlerinde yardımına koşardı.
Sağlanan Destekler: Üyelerin hastalanması, iş kazası geçirmesi, sakatlanması, yaşlanması veya vefat etmesi durumunda kendilerine ya da geride kalan ailelerine maddi destek (cenaze masrafı, yetim/dul yardımı vb.) sağlanırdı.
Grev ve Direniş Fonu: İşçi teşkilatları bünyesindeki teavün sandıkları, aynı zamanda grev dönemlerinde veya işsiz kalındığında üyelerin geçimini sağlamak için bir güvence niteliği taşırdı.
Metinde geçen “Bugün elindeki teavün sandığı senin, istikbalin en büyük bir istinadgâhıdır” ifadesiyle, işçilerin zor günlerinde birbirlerine destek olmak için kurdukları bu yardımlaşma sandığının gelecekteki en büyük dayanakları olduğu vurgulanmaktadır.