Kent ve Demiryolu Menü

Kalıcı Başlantı:

151.yıl şovu ve malum bürokrasi…

(yorumlar kapalı)

Bugünlerde Haydarpaşa’da yine hummalı çalışmalar başladı…

Her yer boyanıyor, düzenleniyor, yıkanıyor. "Enerji sıkıntısı var, kamuda tasarruf lazım" diye söndürülen lambalar bir bir yanar hale getiriliyor.. Koruma kurulu karar alıyor; "tarihi binalara afiş,pankart vs. asmayın" diye ama sağda solda pankartlar, süsler, bayraklar asılı vaziyette.

Normalde, hafta sonları sakin bir şekilde yolcularını uğurlayan ve karşılayan Haydarpaşa Garında bir canlılıktır gidiyor. Neden biliyor musunuz?

Söylenenlere göre pazartesi günü(24 Eylül 2007) Ulaştırma Bakanı ile TCDD Genel Müdürü Haydarpaşa’ya gelecekmiş de ondan! Niye geliyorlar derseniz;

Demiryollarının "151.yıldönümüymüş" de ondan!

Hemen burada bu kuruluş yıldönümü komedisine bir açıklık getirelim…

Demiryollarında kuruluş tarihi 1987’lere kadar, 24 Mayıs 1924 tarihi kabul edilip, buna göre yıldönümleri kutlanıyordu. Çünkü bu tarih, Anadolu Bağdat Demiryolları Müdüriyeti Umumiyesi’nin kuruluş tarihi yani,  kd"ulusal demiryolculuğun" başlangıç tarihiydi. Ancak 1987’den sonra, "Cumhuriyetin ilanıyla beraber kabul edilen ulusal tarihin" yerine, 23 Eylül 1856 tarihi baz alınmaya başlandı. Bir örnek olarak, 1984 yılında yıldönümü hatırası olarak yaptırılan bir plakette "60.yıldönümü" yazıyordu. Ancak 1987 yılında bu tarih değiştirildi ve birden bire demiryolları, 131.yıldönümünü kutlar oldu. Böylelikle, demiryollarının kuruluş yıldönümü tarihi değiştirildi.

Halbuki bu tarih, Osmanlı İmparatorluğu döneminde, İzmir-Aydın demiryolu hattının yapımı için yabancılara(İngilizler) verilen imtiyaz tarihiydi. Bu tarihin "Türk demiryollarının" kuruluş yıldönümü olarak baz alınması, hangi tarihi bakış açısına sığdırılır bilinmez ama artık bu tarihe göre yıldönümleri sayılıyor.

Ve bu yıl da; 151.yılmış!

İşin başka bir traji-komik yani var ki, bu hepsinden daha ilginç…

Bu yıl(2007), 23 Eylül tarihi Pazar gününe denk geldi. Türk usulü olsa gerek, kutlamalar 24 Eylül Pazartesi günü yapılacak.

Her şeyin bir zamanı ve yeri vardır. Dünyanın hiçbir yerinde herhangi bir şeyin yıldönümü, "bakan ve genel müdür gelecek" diye ertelenmez. Ama bizde, 24 Mayıs tarihini önce 23 Eylül yapan zihniyet, şimdi de 23 Eylül tarihini 24 Eylül yaptı! Peki bu zihniyet, 29 Ekim Cumartesi Gününe gelirse 28 Ekimde yada 31 Ekimde mi kutlama yapacak, açıkçası artık biz bunu bilemiyoruz!

Ufak bir detay gibi gözükebilir bu durum ama bir şeyi anlamına uygun ve zamanında yapmak istiyorsanız ona göre davranırsınız. Yok derdiniz başka ise, o zaman da kimseyi kandırmaya çalışmaya gerek yoktur.

Hani, basın Pazar günü gelmez diye mi korkuldu, yoksa Pazar günü personel resen gelip de bakanı, genel müdürü izlemez ve kalabalık gözükmez diye mi korkuldu veyahut ta Pazar günü iş günü olmadığı için yapılacak "gösteriyi" vatandaş göremez diye mi endişe edildi bilmiyoruz ama işin içindeki şov kaygısı apaçık ortada!

 kdPazartesi gününe kadar boyamalar, süslemeler, tören hazırlıkları devam edecek… Bu boyanan, süslene yerlerin hepsi birer işyeri ve kamu alanı. El insaf, bir insan da çıkıp sormaz mı; "bugün mü buraları boyamak aklınıza geldi" diye! "Hani madem ihtiyaçtı, boyamak, aydınlatmak, bunu neden sürekli yapmıyorsunuz da, şimdi yapıyorsunuz" der mi birileri, pazartesi günü geldiğinde bakana yada genel müdüre yada bu işlemleri yaptıran bölge yetkililerine!

Belki personel sorar diye umut ediyoruz. Umut ediyoruz çünkü, personelin her gün yemek yediği memur kafeteryası birden bire boyanmaya başlandı. Meğer ki, birileri oralarda konuşma yapacakmış, bu birileri de gelirse eğer bakan ile genel müdür olur herhalde. İnsanların her gün yemek yediği yer hafta sonu birden boyanıyor da, bölge yetkililerinin yeni mi aklı başına geldi burayı boyamak. Hadi anladık, çağlar öncesinden gelen bir mantıkla, personelle aynı yerde yemek yemiyor, bunu kendi rütbenize sığdıramıyorsunuz ama yetkilisiniz madem, insan gelip bir kontrol etmez mi, buraları nasıl, ne durumda diye!

Tabi bu arada, Koruma korulunun "asılmasına yasak koyduğu pankartlarda" ne yazıyor diye merak ediyor olabilirsiniz. Aslında bu pankartlarda yazanlar ile yapılan süsleme işleri, bizi "malum bürokrasiye" götürüyor!

 kdPankartlarda; "demiryolları 151.yılında hızlanıyor… 60.hükümetimize teşekkür ediyoruz, demiryollarına verdikleri önem için…. vs…" şeklinde yazılar var… İyi de başta bir sorun var, hani 60.hükümete şirinlik yapacaksınız da, biraz erken değil mi? Yani daha hükümet yeni oluştu, ne çabuk demiryollarına yatırım yaptı da, teşekkürü bir borç biliyorsunuz. Bu hazırlıkların yapıldığı günlerde, İnşaat Mühendisleri Odası 7.Ulaştırma Kongresini topluyor ve hızlı treni tartışıyor.. Akademisyenler, bilim insanları, yapılan hızlı tren projesinin yanlış olduğunu bas bas bağırıyor, hani TCDD’nin yetkili elemanları da orda bunları dinliyor ama pankarta yine yazılıyor "demiryolları hızlanıyor" diye…

Günler 24 Eylül Pazartesiyi gösterdiğinde, "Amil hocanın" dediği gibi, "zorunlu değil mecburi" mantığıyla personel tören alanına getirilecek, kırmızı halılarla genel müdür ve bakan karşılanacak!

Bakanımızın ve genel müdürümüzün "demiryolları sevgisinden şüphe etmiyoruz" diyelim ama tabloyu bir düşünsenize;

Haydarpaşa bir bayram yeri gibi, "selamsız bandosu" gibi personel aşkla gelmiş bakanını ve genel müdürünü karşılamaya(23 Nisanda soğukta titreyen öğrenciler misali), her yer tertemiz, yer yer ışıl ışıl, teşekkürler minnetler pankartlarda yazılı… Siz onların yerinde olsanız, "ortada sorun yok, doğru işler yapıyoruz" demez misiniz!?

İşte bürokratların "malum tavırları" her zamanki gibi tezahür ediyor; koltuk kaygısı mıdır bilinmez ama üstten gelenlere; "sorun yok amirim, her şey çok güzel, sağlığınıza duacıyız, başımızdan eksik olmayın" şeklinde seranatlar yapmak ve sorunları hep gizlemek, ötelemek her şeyden önce geliyor….

Peki üst makamlar bu seranatların ne anlama geldiğini bilmiyorlar mı, gayet de iyi biliyorlar, çünkü bir zamanlar onlar da bürokratlık yaptılar değil mi? Peki neden birisi çıkıp da, "kral çıplak" diye bağırmıyor? Neden biliyor musunuz, çünkü;

"Show must go on" yani "şov devam etmeli". Neden İngilizce bir şarkının adını kullandık derseniz, anlamayanlar için! Sonuçta şov devam etmeli, bu herkesin işine geliyor. Sonuçta bazı yerel yönetimlerin sloganı olduğu üzere "aşkla çalışınca bakın neler oluyor" değil mi? Nasıl bir aşk bu biliyor musunuz, bunu biraz Haydarpaşa üzerinde tarif edelim:

Sayın yetkililer pazartesi günü coşkular eşliğinde kutlamaları gerçekleştirirken, elbet şovun kalan parçasını tamamlamak için birileri onlara mikrofon tutacak! Şimdi bizden yetkilileri uyarması:

-Sakın, gar binasının önünde durup da poz vermeyin, çünkü arkanızda tarihi binayı rezil eden ve asılması yasak olan klima üniteleri görüntü karelerine girecek!

-Sakın, gar içindeki elektronik emanet kutularını gösterip, bakın teknolojiyi getirdik demeyin, çünkü 1.derecede tescilli olan gar binasında bu kutuların kullanılması koruma kurulu kararlarına göre yasak!

-Sakın arkanızı liman tarafına dönüp açıklama yapmayın, çünkü orada belediyeye kurdurduğunuz sintine atık tesisleri kareye girecek, hani belki bilmiyorsunuzdur ama orası da SİT alanı kapsamında!

-Sakın arkanızda 150.yıl hatırası olarak Türkiye’nin her yerine koydurduğunuz levhalar olmasın, yoksa birilerinin dikkatini çeker de bunlar ne kadara mal oldu, daha önceki levhalar eski değildi, neden değiştirdiniz diye sorar.

-Siz pankartlara da sırtınızı vermeyin, çünkü cümle alem biliyor ki o pankartların asılması yasak!

En güzeli siz, yeni boyanmış "özelleştirilmiş" "alt personel" yemekhanesinden hiç çıkmadan açıklamalarınızı yapın.. Yapın yapmasına da, basına ne diyeceksiniz 151.yıldönümü için?

 kd-Otel yapmak istediğiniz, SİT kararı kalksın diye dava açtığınız Haydarpaşa Garında, demiryollarının ve Haydarpaşa garının öneminden bahsetseniz garip olmaz mı?

-Hızlı trenden bahsetseniz, basına da defalarca yansıdığı üzere, inşaat dönemi birçok tartışma yarattı, defalarca açılışlar gösteriler yapıldı ama biten bir şey yok! Türkiye hızlı trende 8.diye yazıyorsunuz da(ki bunu da yanlış yazıyorsunuz), böyle bir tren yok ki hala Türkiye’de! Kaldı ki bilim insanları, özellikle de ulaştırma ana bilim dalındaki bilim insanları "yanlış yapıyorsunuz" derken, övünseniz bu da garip kaçar herhalde!

 kd-Marmaray deseniz, artık gizli tuttuğunuz ve kamuoyuna detaylı bilgi vermediğiniz Marmaray da tartışılıyor…

Peki ne diyeceksiniz?

-Demiryollarının 151.yıldönümünde TCDD arazilerini, binalarını satıyoruz mu diyeceksiniz? Hat safhadaki personel eksikliği ile gurur mu duyacaksınız? Ayda 300 saate yakın fazla mesai yaptırdığınız trafik personeli(makinist, tren şefi, kondüktör, tren teşkil memuru vb. personel) için diyecek ne söz bulacaksınız? Bürolarda memur yokluğuyla mı övüneceksiniz? Kapattığınız hastanelerle mi övüneceksiniz? Özeleştirmelerinizle mi övüneceksiniz?

En güzeli tüm bunları boş verin ve siz geçin basının karşısına; "AB resmi çektirir gibi" resim çektirip, "aşkla çalışınca bakın neler oluyor" deyin başka bir şey demeyin….

Bizden son bir hatırlatma; 24 Mayıs 2007 TCDD’nin 83.yıldönümüydü…

 

 

 

 

 

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Yazar: kentvedemiryolu.com