Denizlerim
Karpuz kabuğu düşmeden girilmez vardı denize…İnanırdım, Nereden düşeceğini bilmezdim ama beklerdim yüzerek önümüzden geçmesini. Her yerinden girilirdi İstanbul’un, deniz banyosu için seçenekler ganiydi.Devamı için tıklayınız »
Kamusal işletmecilik adına ulaşıma ve demiryollarına, insanca yaşam adına kente ve kültürümüze, insan hakları adına pozitif ayrımcılığa ve kadın haklarına sahip çıkıyor ve savunuyoruz.
Karpuz kabuğu düşmeden girilmez vardı denize…İnanırdım, Nereden düşeceğini bilmezdim ama beklerdim yüzerek önümüzden geçmesini. Her yerinden girilirdi İstanbul’un, deniz banyosu için seçenekler ganiydi.Devamı için tıklayınız »
Trenin yemyeşil Kasaba Ovası’nda, siyah dumanlar yayarak ve ürkütücü sesler çıkararak gelişi önce ilgisini çeker. Meraklanırlar. “Cansız, demir tekerlekli bu araç neyin nesidir” derler. Bu gürültülü, tıs tıs ses çıkaran, heybetli araca önceleri binmek istemezler. Korkarlar.Devamı için tıklayınız »
Gülümser bir eda ile bana “dinle” dedi. Ayağa kalktım dinlediğimi belli ettim. Saymaya başladı. “Haydarpaşa, Söğütlüçeşme, Kızıltoprak, Göztepe ve Erenköy sırayla saymaya devam ediyordu. “Bir dakika dur” dedim. Trenlerin istasyonlara varış kalkış saatlerini gösteren 1.nolu afişin yanına gidip “şimdi say” dedim. Amacım doğru sayıp saymadığını kontrol etmekti. Amacımı anladı gülerek tekrar baştan saymaya başladı, doğru sayıyordu hayretim her geçen dakika artıyordu nereye kadar sayacaktı.Devamı için tıklayınız »
Sarıkamış, Anadolu’nun en doğusunda etrafı çam ağaçları ile çevrili şirin yeşil bir ilçedir. Babam demiryolcu olmamasına rağmen çocukluğum bu güzel ilçede demiryolcu çocuklarıyla tadına doyum olmadan geçti.Devamı için tıklayınız »
1950-1960 yılları arasında Maraş’ta park ve mesire alanı yoktu. Mahallelerde komşular konuşurlar anlaşırlar, Cuma günü istasyona gidelim diyerek kararlaştırıldıktan sonra sarmalar, dolmalar, mercimekli köfteler yapılır, yufkalar sulanır ve yumurtalar haşlanırdı.Devamı için tıklayınız »
Bu kompartıman görüntüsünü bir Alman kitabından aldım. Foto 1960’lı yıllara ait. Trenle seyahat etmiş olanların kompartıman yolculuğu anıları çoktur. Öykü olabilecek anılardır bunlar. Bazen insan tanımadığı biriyle sohbete başlar, yolculuğun nasıl bittiğini anlamazdı. Fakat bazen de yolculuk epey meşakkatli olurdu.Devamı için tıklayınız »
Soğuk bekleme salonları olurdu eskiden istasyonların… Ortasında salondan daha soğuk bir soba ve bir kenara büzüşmüş bir kaç yolcu. Bekleme salonuna bakan bir pencerenin önünde bir istasyon görevlisi dalgın düşünceli tüttürüyor sigarasını. Bir zaman sonra bir düdük sesi duyulur uzaklardan. Bir koşuşturma başlar bekleyenlerde…Devamı için tıklayınız »
Ama o yıllarda Notre Dame de Sion’lu “ablam”, şimdi Büyükelçi Feryal Çotur’un babası da TCDD genel müdürü, babamın kadim arkadaşı Seyfi amcaydı! Dolayısıyla trene vagon eklendi ve Feryal Çotur liderliğindeki Ankaralı NDS öğrencileri, Haydarpaşa’dan kalkan son katara bindiler.Devamı için tıklayınız »