Bağdat Demiryolu
Çayırda Kazma Sesleri
Nice aşklara olaylara tanık olan Haydarpaşa çayırının şiirsel sessizliği 24 Ağustos 1871 günü birden bozuldu. Çayıra elleri kazmalı yüzlerce kişi toplanmış harıl harıl kazmaya başlamıştı. Ne vardı ne oluyordu? Bu güzel mesire yerinin ellerinden gideceği korkusuna kapılan Kadıköylüler sordu, soruşturdu ve sonra gerçeği öğrendiler. Haydarpaşa İzmit Demiryolunun yapımına başlanılmıştı. Çayırdan trenler geçecek kuşların cıvıltılarının yerini buharlı lokomotiflerin sesleri, gürültüsü alacaktı.
İlk Gar Binası
Devletin Kendi mali gücü ve imkânlarını seferber ederek başlattığı demiryolu yapımı iki taraftan da (İzmit’ten 7 Ağustos 1871 Haydarpaşa yönünden ise 24 Ağustos 1871 tarihinde demiryolu yapımına başlanılmıştır.) hızla sürdürülürken bir yandan da ek tesisler için çaba harcanıyordu.
7 Ağustos 1871 Nafia Nazırı (Bayındırlık Bakanı) Ethem Paşa’nın ilk kazmayı vurmasıyla Haydarpaşa- İzmit demiryolu hattının yapımına başlanmıştır.
Bu hattın yapımında Türk kurmay subayları ile birlikte birkaç İngiliz ve Fransız yol ve maden mühendisleri çalışmıştır. Ebüzziya Tevfik Bey, Yeni Osmanlılar Tarihi, adlı eserinde: “1289 senesi Şaban’ın 16. Cuma günü (18 Ekim 1872) Mithat paşa bazı vekiller ve özellikle Nafia Nazırı (Bayındırlık Bakanı) Ethem Paşa da yanında olduğu halde, bir sene evvelden beri inşa edilmekte ola İzmit demiryolunu muayeneye gitmişti. Fakat bu açılış merasimi değildi…” demektedir.
Haydarpaşa’da inşa edilen ilk kâgir istasyon binasının Mimarı İtalyan Giovanni Batistta Barborini’dir. Bina ünlü mimar tarafından 72 bin frank karşılında yapılır. Temel atma töreni 11 Mart 1872’de gerçekleşir. Bu günkü Haydarpaşa Köprüsünün İngiliz Mezarlığı tarafındaki son ayağın bulunduğu yere bu günkü gar binası ile mukayese bile edilemeyecek gösterişsiz bir istasyon binası yapılmış memur ve işçilerin kalacağı lojmanlarda bunun yanında yer almıştı. Yapı 22 Eylül 1872 tarihinde Haydarpaşa Pendik hattının sefere başlamasıyla hizmete açılmıştır. Gar binasının yakınında kagir bir vapur iskelesi inşaatına da aynı zamanda başlanılmıştır. İnşaat için gerekli malzemenin artmasıyla gar binasının önünden iskeleye doğru ray döşenmiş böylelikle malzemenin taşınmasında kolaylık sağlanmıştır. Ancak kısa zamanda bu iskele de yetersiz kalarak uzatılmıştır.

Yapı demiryolunun doğu yakasında konumlanmıştır. İstasyon binası dışında iskele ve depolama alanları mevcuttur. Ancak daha sonra yetersiz kalan yolcu binası birçok onarım geçirmiştir. Eski fotoğraflardan öğrenildiğine göre ilk yapı Neoklasik tarzda merkez kısmının vurgulandığı üçlü bir bölmeye sahip iki katlı bir yapı iken daha sonra onarım sırasında merkez bölümüne üçüncü bir kat eklenmiş ve cephe düzeni değiştirilmiştir.
Kolağası Mehmet Raif’in belirttiğine göre Haydarpaşa Garı, 1894 yılında meydana gelen depremde tamir olamayacak kadar zarar gördüğünden ” bu defa bir tarz-ı hasenede tecdiden (yenilenerek) inşa kılınmıştır. Onarım kitabesi Ankara TCDD Müzesinde korunmaktadır. Bu kitabeye göre yolcu binası 1312 Hicri (1894–95) yıllarında yeniden inşa edilmiştir. Aynı kaynakta bu yapının karşısında Sultan Selim’in Darüsaade Ağası Halid Ağa’nın yaptırmış olduğu bir çeşme ile demir parmaklılıkla çevrili birkaç yüz kişilik bir namazgâh mevcut olduğu belirtilmiştir.
İlk Tren Sesi
Takvimler 22 Eylül 1872 (Cumartesi) tarihini gösterirken bu mütevazi hatta ilk tren düdüğü işitildi. Haydarpaşa Pendik hattı tamamlanarak işletmeye açılmıştı. Saatte en fazla 30 km hız yapabilen Alman malı küçük lokomotiflerin çektiği 4-5 ahşap vagondan oluşan katarlar ilk yolcularını taşımaya başladı.

İlk yolcu trenlerinin lokomotifleri marka olarak ünlü Alman sanayici August Bosig’in soyadını taşıyordu. Buhar gücüyle ve yakıt olarak ilk önceleri odun sonraları kömür kullanılan bu lokomotifler saatte 30-50 km hız yapabilmekteydi. Bu lokomotiflerin çektiği ilk vagonlar sahanlıklı ve çok küçüktü. Yolcunun ekonomik durumuna göre seyahat edebilmesi için üç mevkiye ayrılmıştı. Birinci mevkide oturulacak yerler vişneçürüğü kadife ikinci mevkide yeşil çizgili kadife ile kaplanmıştı. Üçüncü mevki yolcuları ise tahta sıralarda oturmak zorundaydı. Bunun yanı sıra vagonlarda oturulacak yerler mektep sıraları gibi önlü arkalı değildi. Uzunlamasına konulmuştu. Bu uzun sıralar mevkiye göre 3 ya da 4 yolcunun yan yana oturmasına elverişliydi.
O dönemde Kadıköy yakasında ulaşım aracı olarak sadece atlı arabalar vardı. Otobüs otomobil henüz doğmamış şehrin Rumeli yakasında çalışmaya başlayan tramvaylarda bu yakaya henüz intikal etmemişti. Orta halli insanların özellikle uzun mesafelere gitmek için binecekleri atlı arabalar için alınan ücret ise çok fazlaydı.
Bu nedenle halk Haydarpaşa’dan çalışmaya başlayan trenlere büyük ilgi gösterdi. Güvenilir ve ucuz olması her insanın gelirine göre yolculuk yapabilecek mevkilere ayrılması bu ilgiyi arttırdı. Demiryolunun Anadolu yakasına bir başka katkısı da semtlerin gelişmesine yardımcı olmasıydı. Gerçekten de ulaşım olanaklarının artmasıyla birlikte zaman içinde demiryolunun geçtiği semtler birbirinden zarif ahşap köşk ve konaklarla süslenecek, birçok ünlü devlet adamı bu semtlerde köşkler yaptırmak için birbirleriyle adeta yarışacaklardı.
Haydarpaşa Çayırındaki ilk tren Fransız gazetesi Le Monde İllustre yer almıştır.

Bağdat Demiryolu
23 Kasım 1872 Tarihli Haftalık Monde İllustré Gazetesi “Bağdad Demiryolu” Başlıklı, İstanbul 15 Ekim 1872 kaynaklı haberinde Haydarpaşa çayırından başlayan demiryolunu aktardığı makaleyi F. Yavuz Ulugün Türkçeye çevirmiş olup; çevirisi aşağıdadır.⬇️
Şaban aynın birinci (4 Ekim) günü daha sonra İstanbul’u Bağdad’a bağlaması hedeflenen Üsküdar – İzmit demiryolunun birinci diliminin (Haydarpaşa – Pendik) halka açılışı gerçekleşti.
Üsküdar – İzmit demiryolıu Üsküdar ile İzmit Körfezi’nin kuzey kıyısının uzantısındaki Kadıköy arasında bulunan Haydarpaşa çayırlığından hareket ederek asma, zeytin ve söylendiğine göre Kanuni’nin 1.François’a gönderdiği ve Fontainbleau “chassela”larının atası olan Çavuş Üzümü bahçeleri ile mükemmel ekili topraklardan geçer.
Hiçbir şey deniz kıyısı boyunca belli bir yükseklikten geçerek Marmara Denizi ve Prens Adaları’nın gerçek bir panaromasını sunan bu hat kadar resmedilmeye değer değildir.
Haydarpaşa’dan (antik Khalkedon)* hareketle hattın başlıca istasyonları şunlardır: Bostancı, Maltepe, Kartal, Pendik, Tuzla, camisi ile tanınan Gebze. Hat,küçük Eskisar vadisini yaklaşık 200 m uzunluğundaki duvar örme ayaklar üzerindeki metal viyadük ile aşar. Daha sonra İmparatorluk İpek Fabrikası (Hereke) ve Çiftlik (Sultan’ın örnek çiftliği) ki modeli 1872 Dünya Sergisi’nde bulunmaktaydı, önünden geçerek İzmit’e varır.
Eski Nikomedia’nın kalıntıları üzerinekurulmuş bu kentte bir tersane ve Osmanlı Deniz Kuvvetleri atış okulu bulunmaktadır. Asya’yı kateden tüm kervanların ya da Mekke’yi ziyarete gidenlerin hareket ve varış noktasıdır. Kente az uzaklıkta Rum manastırı Aya Pantaleon bulunmaktadır. Gar’ın yapım çalışmalarında bir Roma tapınağı ortaya çıkarıldı. İzmit’in karşısında pek çoğunun işletildiği toprak kömürü madenleri bulunmaktadır.
Hattın toplam uzunluğu 97 km’dir. Tek hat olarak, maksimum 15 milimetre rampalı (kurptaki dış rayın iç raya göre yüksekliği) rayların ve maksimum 300 metre eğriler (kurp yarı çapı) ile yapılmıştır. Sanat çalışmaları çok sayıdadır,en belirgin olanı Eski Hisar viyadükü’dür.

Eskihisar Viyadük(Recep Kankal arşivi)
Hafriyat çalışmaları dikkat çekicidir özellikle Kaba Burnu ki buradaki traşlanmış alan barut sert kalker katmanları arasında yeterli derecede etkili olmayınca dinamit yardımı ile açılmıştı. Taştan yapılan ve çok güzel bir dekor oluşturan çinilerin kullanıldığı Haydarpaşa dışındaki istasyonlar ahşaptan yapılmış olup kırsal Türk evlerinin görüntüsüne sahiptirler.
Doğrudan Türk hükümeti tarafından yürütülmekte olan bu hattın çalışmaları yaklaşık bir yıl önce başlatılmış olup kısa süre sonra bitirilmiş olacaktır. Zeki ve aydın bir kişi olan Bayındırlık Bakanı Edhem Paşa’nın enerjik yönetimi bu başarılı sonucu doğurmuştur.
Halka açılan ilk bölüm Haydarpaşa’dan Pendik’e yaklaşık 26 km’dir. Her ne kadar resmi açılış İzmit’e ulaşıldığında yapılacak olsa da 4 Ekim’de bakanla birlikte birkaç kişi, halk açılışından kısa süre önce önce hattın bu bölümünde yapılan özel tren yolculuğunda yerlerini almışlardı.
Tren yolu üzerindeki bütün halk aceleyle toplanarak sultan şerefine haykırıyorlardı. Hattın geçtiği yerlerdeki seçkinler tarafından bakana hitaben birçok söylev gerçekleştirildi. Haydarpaşa-Pendik arasındaki ortalama saatte 30 km hızla yapıldı.
Dönüşte canlı renkli feraceleri (kadınların sokağa giydikleri, arkası bol, yakasız, mantoya benzeyen bir üst giysisi) ile yol boyunca oturmuş Türk hanım grupları, çeşitli kıyafetlerde binlerce insan, yaya, atlı ya da arabalı, kırsalda veya Haydarpaşa Garı’nda özel trenin varışına eşlik etmek isteyenler sevecen bakışları ile unutulması zor görünüyorlardı.
*Fransız Gazeteci de biliyormuş Haydarpaşa çayırının antik Kalkhedon’un üstünde olduğunu