Halkalı-Gebze Demiryolunu Üçlemeye Gerek Yokmuş
15–16–17 Aralık 1997 tarihinde düzenlenen 2.Ulusal Demiryolu kongresine TCDD 1.Bölge Müdürlüğünden Elektrik Yüksek Mühendisi Ahmet Demirbilek ve YTÜ Elektronik Yüksek Mühendisi Muhammet Demirbilek tarafından sunulan “Gebze-Haydarpaşa ve Sirkeci-Halkalı Banliyö Hattının Optimum Performans Analizi” adlı tebliğde “mevcut hat daha rantabl kullanılırsa ve işletmecilik kalitesi yükseltilirse bu güzergahta üçüncü bir hatta ihtiyaç olmayacağını” dile getirilmiştir.
Demiryollarında, Amerikan Westinghouse firmasının imalatı olan sinyalizasyon kontrollü sisteme (eski adı CTC, Türkçeleştirilmiş yeni adı TSİ) geçilmesinden sonra, 1999 yılında Japon Nippon Signal firması tarafından Haydarpaşa-Ankara arasında kısa adı ATS olan sistem eklemesi yapıldı. Bu sistem ilk önce, Haydarpaşa-Gebze banliyö hattında kullanıma açılırken, yıllar içinde Ankara’ya kadar olan bölgede hizmete sokuldu.
2010 yılının ilk günlerinde iki başbakan yardımcısı, hükümetin IMF ile anlaşmaya yakın olunduğunu açıklamıştı. Başbakan Erdoğan’ın, "IMF ile olan görüşmelerde büyük ölçüde anlaşılmış noktada, herhalde gün, hafta… bu iş burada çözülecektir diye düşünüyorum ve arkadaşlardan da haberleri bekliyorum" sözleri pazarlıkta sona gelindiğini göstermektedir.
17–18 Aralık 2009 tarihinde Ankara’da yapılan Toprak Mülkiyeti Sempozyomuna Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası adına Kamu Yönetimi Uzmanı Selim TULUMTAŞ tarafından "kentsel dönüşüm ve demiryolu uygulamaları" başlıklı bildiri sunulmuştur. Bildiride; TCDD mülkiyetindeki taşınmazların hemen tüm kamusal alanlar gibi ciddi tehditlerle karşı karşıya kaldığı, bunlar arasında bir önceliklendirme yapmak mümkün olmadığı, ancak az gelişmişliğin ürünü olarak kısır faydacı yaklaşımlarla ortaya talana açık bir yapısal hastalık durumu çıktığı, tüm demiryolu şebekesine yaygın olarak yürütülen kentsel dönüşüm çalışmalarının bu hastalığı açıkça ortaya koyduğu ifade edilmiştir.
İşte ayın onuna geliyoruz; çok sürmez yarın (!) bu yılın da sonuna geliriz yine! Nerden bakarsanız bakınız, yeni yılın üçte birinde yine "ense yapacağımızı" yazıyor basın. Biz, bu kaplumbağa hızı ve tilki hırsıyla daha çok kırmızı ışıkta geçeriz (!). Daha çok topu taca atar, sonra da gol atmış gibi nara atarız. Makinisti içeri tıkar, asıl sorgulanması gerekenleri; devlet makinesini tersine işletenleri sorgulamayı; tartıp-değerlendirmeyi bir kez olsun aklımızın ucundan geçirmeyiz.
"Dünyanın en ilham verici" kentini "yeniden keşfetme" zamanı sloganı ile Haydarpaşa Gar binası afişe edilerek 101 yıldır aynı yerde olduğunun farkına varılması istenmektedir. Aslında yapılan "farkına varın Haydarpaşa için yapılan dönüşüm projesinde yerinizi alın" çağrısıydı. Bu çağrının ardından adı "koruma amaçlı plan" olan ve Haydarpaşa garı ve çevresini dönüşüme ve betonlaşmaya açan plan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisinden oy çokluğu ile geçti. Bize düşen ise Haydarpaşa garını yeniden keşfetmek değil, yeniden Haydarpaşa Dayanışmasına güç vermektir.
Trenlerle yaptığınız seyahatlerde tuvaletlerde ne kadar su kullandığınız ve ne ölçüde çevreyi kirlettiğiniz aklınıza gelmiş miydi hiç. Demiryolu emekçisi Soner 29.11.2000 tarihinde Haydarpaşa Sağlık Müdürlüğüne verdiği dilekçesinde "yolcu vagonu tuvaletlerinden demiryoluna akan atıkların çevre kirliliği oluşturduğu, demiryolu üzerinde çalışanları ve demiryolu çevresinde yaşayanları ciddi sağlık sorunları ile karşı karşıya bıraktığı için gerekli önlemlerin alınmasını" talep etmiştir.
İki köprü ve sekiz otoyolun özelleştirilmesini sağlayacak kanun tasarısı meclis Danışma Kurulunun önerisiyle gündeme alındı. Maliye Bakanlığınca 2008 yılında hazırlanan Erişme Kontrollü Karayolları Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısına göre otoyollar, otoyollar üzerinde bulunan hizmet tesisleri ile köprülerin özelleştirilmesi amaçlanıyor.