İspanya’daki Hızlı Tren Kazasının Ülkemiz YHT İşletmeciliğinde Düşündürdükleri
İspanya’daki Hızlı Tren Kazası, Ülkemiz YHT İşletmeciliği Açısından Ciddi Uyarılar İçermektedir
İspanya’da pazar günü meydana gelen ve 39 yurttaşın yaşamını yitirdiği hızlı tren kazası, yalnızca o ülkeyi değil, benzer teknolojileri ve işletme modellerini kullanan tüm demiryolu sistemlerini yakından ilgilendirmektedir.
Bu acı olay, demiryolu güvenliğinin; sinyalizasyon, altyapı, bakım-onarım, eğitimli personel ve kamusal denetimden bağımsız ele alınamayacağını bir kez daha göstermiştir.
Yaşamını yitirenler arasında görev başındaki bir makinistin de bulunması, demiryolu güvenliğinin yalnızca yolcuların değil, demiryolu emekçilerinin yaşamı açısından da hayati olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Kazaya ilişkin ilk bulgular; sinyalizasyon sistemleri, hat altyapısı, tren seti ve bakım uygulamaları ile birlikte özelleştirme politikalarının demiryolu güvenliği üzerindeki etkilerinin ciddi biçimde tartışılması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Türkiye Açısından Kaygı Verici Benzerlikler
İspanya’daki kazanın ülkemiz açısından ayrıca dikkatle izlenmesi gerekmektedir,
Çünkü;
İspanyol CAF üretimi hızlı tren setleri, ülkemizde Yüksek Hızlı Tren (YHT) işletmeciliğinde aktif olarak kullanılmaktadır.
Marmaray hattında (Gebze–Halkalı) YHT setlerinin de sefer yaptığı sinyalizasyon sisteminin yazılımı bir İspanyol firması tarafından tasarlanmış, ancak bu yazılımın nihai ve eksiksiz tesliminin halen yapılamadığı bilinmektedir.

Kaza öncesi tren içinde çekilen Videoyu izlemek için aşağıdaki linke tıklayınız
ScreenRecording_01-22-2026 14-51-17_1
TCDD’nin yüksek hızlı trenleri, konvansiyonel trenler ve yük trenleri küçük de olsa bazı hat kesimlerinde konvansiyonel hatta birlikte işletilmektedir. Bu durum, özellikle dar yarı çaplı kurplar ve farklı hız rejimleri nedeniyle aşınma, bakım ve güvenlik risklerini yaratacağı ifade edilmektedir.
Bakım-Onarım ve Denetim Sorunları
İspanya’daki kazada da eleştirilen temel başlıklardan biri olan bakım-onarım süreçleri, ülkemizde de ciddi soru işaretleri barındırmaktadır:
YHT setlerinin kontrol, bakım ve onarımını yapacak donanımlı atölyelerin İstanbul’da bulunmaması, YHT işletmeciliğine yakında açılması planlanan Haydarpaşa Garı’nın da YHT setleri için kontrol, bakım onarım atelyesi/deposu bulunmaması kabul edilemez bir güvenlik açığıdır.
Bakım-onarım periyotlarının, yöntemlerinin ve altyapı denetimlerinin şeffaf biçimde kamuoyu ve emekçilerle, emekçilerin örgütlü olduğu sendika ile paylaşılmaması, riskleri büyütmektedir.
Ölçüm, izleme ve erken uyarı sistemlerinin (teker, sıcaklık, sürüklenen malzeme vb.) her yerde etkin biçimde çalışmadığı, nitelikli vagon teknisyeni eksikliğinin devam ettiği bilinmektedir.
Özelleştirme ve Parçalı Yapının Yarattığı Riskler;
Demiryollarında işletme, bakım ve denetimin parçalanmasına; aynı hatta farklı işletmecilere ait trenlerin çalışmasına, bakım-onarım standartlarının farklılaşmasına, sorumluluk zincirinin belirsizleşmesine neden olmaktadır.
İspanya’daki kazada olduğu gibi, özelleştirme uygulamalarının demiryolu güvenliğini zayıflattığı yönündeki eleştiriler, ülkemiz için de geçerli olan ciddi bir uyarıdır.
Sonuç olarak;
1. İspanya’daki hızlı tren kazasının neden ve sonuçları ülkemiz demiryolu sistemi açısından ayrıntılı biçimde analiz edilmelidir,
2. YHT ve Marmaray başta olmak üzere tüm demiryolu hatlarında sinyalizasyon yazılımları tam, eksiksiz, bağımsız ve denetime açık hale getirilmelidir,
3. YHT setleri için İstanbul merkezli, tam donanımlı bakım-onarım ve kontrol atölyeleri ivedilikle kurulmalıdır,
4. Demiryolu işletmeciliğinde, kamu yararını esas alan, bütünlüklü ve kamusal denetimi güçlü bir yapıya geri dönülmelidir,
5. Eğitimli, güvenceli, liyakatli ve yeterli sayıda teknik personel istihdam edilmelidir.
Demiryolları, kâr odaklı değil hizmet odaklı, insan hayatını önceleyen bir anlayışla işletilmelidir.