Kent ve Demiryolu Menü

Kalıcı Başlantı:

İstanbul Kuzey Demiryolu Geçiş Projesi İstanbul’un 2009 Onanlı İl Çevre Düzeni Planı’nda Yeralmayan Bir Mega Projedir

TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Kent ve Çevre Sorunları Komisyonu tarafından yapılan basın açıklamasında “İstanbul’un kuzey ormanlarını baştan başa geçerek yeni bir ekolojik tahribatın önünü açacak Kuzey Demiryolu Geçiş Projesi de, diğerleri gibi İstanbul’un 2009 onanlı İl Çevre Düzeni Planı’nda yeralmayan bir mega projedir” denilmiştir. Yapılan basın açıklamasının tamamı aşağıdadır. 

BASINA VE KAMUOYUNA

İSTANBUL’UN KUZEYİ, BU KEZ DE BİR DEMİRYOLU PROJESİYLE YOK EDİLİYOR!

İSTANBUL KUZEY GEÇİŞ DEMİRYOLU (INRAIL) PROJESİ İSTANBUL’UN BEŞİNCİ EKOKIRIM PROJESİDİR

İstanbul’u kuzey ormanları, su havzaları, tarım alanları ve meraları mega projelerle tahrip olmayaya devam etmektedir. Bugüne dek kentin kuzeyini hedef alan dört ayrı mega projeolan Yavuz Sultan Selim Köprüsü, (3. Köprü),  İstanbul havalimanı, Kuzey Marmara Otoyolu ve halihazırda devam etmekte olan Kanal İstanbul Projesi, entegre bir projenin parçaları olarak kentin doğal yaşam alanlarını büyük ölçüde kaybetmesine neden olmuştur. Üstelik bu mega projelerin tamamı, İstanbul’un “Kent Anayasası” olarak anılan İstanbul Çevre Düzeni Planında yer almazken başlatılmış, hukuksuz ve planlama ilkelerine aykırı bir şekilde üst ölçekli planlara sonradan işlenmiştir. Üst ölçekli plana aykırı birçok karar içererek, kentin su havalarını, orman, tarım ve mera alanlarını büyük ölçüde yok eden bu projelerin İstanbul’a ve bölgeye verdiği zararlar ortadadır. ÇED raporuna göre sadece Kuzey Marmara Otoyolu’ndan toplam 1.465,1 hektarlık orman alanı etkilenmiştir.

Kentin ve bölgenin yüksek derece ekolojik tahribata uğramasına sebep olan ve olmaya devam eden tüm bu projelerin ardından, bugün yeni bir mega proje ile karşı karşıyayız: Kuzey Demiryolu Geçişi (Inrail) Projesi. İstanbul Çatalca, Arnavutköy, Eyüpsultan, Sarıyer, Beykoz, Çekmeköy, Sancaktepe, Pendik ve Tuzla ilçeleri ile Kocaeli ili, Çayırova ilçesi proje kapsamındaki il ve ilçelerdir. Proje alanının güneyinde 8 km uzağından, yani oldukça yakın bir mesafesinden başlayarak, Kuzey Anadolu Fayı yer almaktadır.

PROJE, İSTANBUL’UN ÜST ÖLÇEKLİ PLANINA AYKIRIDIR

İstanbul’un kuzey ormanlarını baştan başa geçerek yeni bir ekolojik tahribatın önünü açacak bu proje de, diğerleri gibi İstanbul’un 2009 onanlı İl Çevre Düzeni Planı’nda yeralmayan bir mega projedir. Hukuk ve planlama ilkeleri açısından, üst ölçekli planlarda yer alamayan bir projenin sonradan eklenmesi için bazı koşullar gereklidir. Kaldı ki, bu koşullar oluştuğu takdirde, eklenecek proje, üst ölçekli Planın ana kararlarında köklü değişiklikler getirecek bir proje olsa dahi, plan ana kararları ile çelişemez. Inrail projesi, İstanbul’un ana plan kararlarıyla çelişen bir projedir.

İnrail ÇED Başvuru Dosyası, sf. 163

İSTANBUL’UN VE ÇEVRESİNİN ORMANLARI, TARIM VE MERA ALANLARI VE ZEYTİNLİKLERİ, BU PROJE İLE BİR KEZ DAHA SALDIRIYA UĞRAMAKTADIR

Proje alanı, Orman Kanunu uyarınca orman alanı sayılan yerler içerisinde yer almakta ve mevzuatla korunan alanlardan olan; Milli park, Tabiatı Koruma Alanı, Yaban Hayatı Geliştirme Sahası, Tabiat Parkı, Tabiat Anıtı, Özel Çevre Koruma Bölgesi ve Sulak Alanlardan hat güzergahı FeneryoluYaban Hayatı Geliştirme Sahası içerisinden geçmektedir. Proje güzergahında tarım alanları, meralar, zeytinlikler, bulunmaktadır.

Raporda, “Tarımsal kalkınma alanları, sulanan, sulanması mümkün ve arazi kullanma kabiliyet sınıfları I, II, III ve IV olan alanlar, yağışa bağlı tarımda kullanılan I. ve II. sınıf ile özel mahsul plantasyon alanlarının kullanımı durumda İl Tarım ve Orman Müdürlüğü veya Tarım ve Orman Bakanlığından gerekli izinler alınacaktır” denmektedir. Bu ifadeler, 1. Derece tarım alanlarının dahi proje kapsamında kullanılabileceğini açıkça göstermektedir.

SÖZ KONUSU PROJE, ÇEVRESEL ETKİLERİ VE YARATACAĞI EKOLOJİK TAHRİBAT DİKKATE ALINDIĞINDA TÜRKİYE’NİN TARAF OLDUĞU ULUSLARARASI SÖZLEŞEMELERE DE AYKIRIDIR.

Projenin, Bern Sözleşmesi, CITES Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme, Sulak Alanlar Sözleşmesi, RamsarSözleşmesi, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (Rio Konferansı), Paris Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunmasına Dair Sözleşme gibi birçok anlaşmaya aykırılıkları bulunmaktadır.

İnrail ÇED Başvuru Dosyası, sf. 162

PROJE SU HAVZALARINDAN GEÇEREK BÜYÜK BİR SUSUZLUĞU VE KURAKLIĞI  DAVET ETMEKTEDİR

Proje güzergahı Kısım 1’de Ömerli Barajı barajının mutlak, kısa mesafeli, orta mesafeli ve uzun mesafeli koruma alanlarında yer almaktadır. Ayrıca, ıslah edilmiş olan Büyük Dere ve mevsimsel dere kolları da bu alanda bulunmaktadır. İstanbul’u en önemli su kaynaklarından biri olan Ömerli barajı, proje dolayısıyla yüksek etkiye maruz kalacaktır. Yine, Kısım 3’te Dursunköy Kaynağı bulunmaktadır. Bu kaynak, proje güzergahına 55 metre mesafededir. Ayrıca Hamzalı Deresi ve mevsimsel dere kolları yer almaktadır. Bu kısımda en önemli yüzeysel su kaynağı olan Büyükçekmece Barajı ve proje güzergahı doğrudan baraj gölü içerisinden, mutlak, kısa mesafeli, orta mesafeli ve uzun mesafeli koruma alanlarından geçmektedir. Proje güzergahı aynı zamanda Alibey ve Sazlıdere Barajlarının uzun mesafeli koruma alanlarında kalmaktadır.

İnrail ÇED Başvuru Dosyası, sf. 427

İnrail ÇED Başvuru Dosyası, sf. 425

Kanal İstanbul projesi kapsamında Sazlıdere Barajının kapatıldığı, Terkos’un da büyük ölçüde projeden etkilendiğidikkate alındığında, bu projeyle birlikte, İstanbul’un yakın bir gelecekte büyük bir susuzluk felaketine teslim edileceği açıkça ortadadır. Hiçbir proje, herhangi bir “yarar” bahanesiyle, bir halkın temel yaşam haklarından olan “Su Hakkı”nı elinden alamaz!

ENDEMİK BİTKİ VE HAYVAN TÜRLERİ İLE YABAN HAYATI YOK OLACAKTIR

Proje kapsamında İstanbul İlinde yer alan 51 endemik damarlı bitki taksonu, 4 endemik iç su balığı ve 1 endemik memeli taksonu ile Kocaeli İlinde yer alan 61 endemik damarlı bitki taksonu, 2 endemik iç su balığı ve 1 endemik memeli taksonuyok olma tehdidi altına girmektedir.

Proje güzergahı, Kara Avcılığı Kanunu uyarınca belirlenen “Yaban Hayatı Koruma Sahaları, Yaban Hayatı Geliştirme Sahaları ve Yaban Hayvanı Yerleştirme Alanları” içerisinden “İstanbul Sarıyer Feneryolu” yabana hayatı geliştirme sahasından geçmektedir. Daha önce gerçekleştirilen diğer hukuksuz mega projeler İstanbul’un yaban hayatına büyük zararlar vermiştir. Bu etkiler bugün bilinmesine rağmen, söz konusu proje güzergahı bir kez daha yaban hayatına büyük bir darbe vuracaktır.

PROJE ÇOK SAYIDA TÜNEL, KÖPRÜ VE VİYADÜ İNŞAATINI DA İÇERMEKTE, YERALTI VE YERÜSTÜ BÜYÜK TAHRİBAT TEHDİDİ ALTINA GİRMEKTEDİR

Proje hattının yaklaşık 60 km’si tünel kesimlerinden oluşmakta, güzergâh boyunca yaklaşık 22 km uzunluğunda köprü ve viyadük yapıları öngörülmektedir. Dolayısıyla yerin altı ve üstü bir bütün olarak projeden etkilenecek, zaten son derece azalmış olan yeraltı suları da bu projeyle bir darbe daha alacaktır.

PROJE YENİ DOLGU ALANLARINA İŞARET ETMEKTEDİR

Çıkan hafriyat malzemelerinin bir bölümünün tıpkı Kanal İstanbul projesinde olduğu gibi ve yeri dahi belli olmadan dolgu malzemesi olarak kullanılması hedeflenmektedir. Bu durum Marmara ve Karadeniz kıyılarının yeni dolgulara maruz kalacağı ihtimalini düşündürmektedir.

ALTERNATİF GÜZERGAHLAR HAKKINDA BİLGİ VERİLMEMEKTEDİR

Planlanan “İstanbul Kuzey Demiryolu Geçişi (INRAIL) Projesi” kapsamında hattın kurulacağı alan belirlenirken yer alternatifi değerlendirmeleri yapılmış olup bu değerlendirmelerde; hattın yerleşim yerlerine mesafesi, altyapı bağlantılarına olan mesafesi, alanın jeolojik yapısı, verimli tarım alanları, bölgenin jeotermal kaynak zenginliği, maden sahaları vb. alanlara olan mesafeleri ve/veya bu alanlarla çakışma durumları gibi birçok durum göz önünde bulundurulmuştur” denmektedir, ancak alternatif güzergahlardan raporda hiç söz edilmemektedir. İstanbul’u kuzey ormanlarını delip geçen, seçilen alternatiften daha olumsuz koşullar içeren hangi güzergahlar olduğu açıklanmamaktadır.

PROJE GÜZERGAHA İLİŞKİN BELİRİSİZLİKLER İÇERMEKTE, BU DUURM PROJE GÜZERGAHININ DEĞİŞEBİLECEĞİ KUŞKUSUNU DOĞURMAKTADIR

Raporda, “ planlanan proje alanı, 2017/10001 Karar Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile büyük ova koruma alanı sınırları dışında kalmaktadır. Büyük ova sınırları içerisinde kalması halinde 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 14. Maddesi ve 09.12.2017 tarih ve 30265 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Yönetmelik”in 19. Maddesi kapsamında gerekli izin süreçleri uygulanacaktır” denmektedir. Bu ifadeye bakarak, projenin duruma göre Büyük Ova Sınırlarından da geçebileceği şüphesini uyandırmaktadır. Bu durumun gerçekleşmesi halinde, daha da büyük ekolojik felaketler ortaya çıkabilecektir.. Raporda bu ihtimalin gerçekleşmesi durumunda ne gibi çevresel etkiler ortaya çıkabileceğine dair öngörüler yer almamıştır.

MESELE DEMİRYOLUNA KARŞI OLMAK DEĞİLDİR, MESELE, İSTANBUL’UN EKOLOJİK VARLIKLARINI BÜYÜK TAHRİBATA UĞRATACAK BİR ULAŞIM PROJESİNE İTİRAZ ETMEKTİR.

Gerek İstanbul’u üst ölçekli planı, gerekse modern toplu taşıma ve lojistik ilkeleri demiryolu taşımacılığının desteklenmesini öngörmektedir. Bununla birlikte, söz konusu proje İstanbul’un ve çevresinin toprağını, suyunu, yaban hayatını tehlike altına atan ekoloji felaketleri işaret etmektedir. Projeye itirazın temel gerekçesi budur.

Bugün susuzluk, gıda krizleri, iklim değişikliği ve afetler tehdidi altındaki İstanbul’un, onaylı planlarından bağımsız bir şekilde üzerine mega projeler ile yüklenen nüfus ve yapı yükleri ile maruz kaldığı çevresel tahribat tüm kamuoyunca malumdur. İstanbul’un bu krizleri daha da derinleştirecek daha fazla mega projeye ihtiyacı yoktur.

Yapılması gereken, İstanbul’un, bilimin, planlama ilkelerinin, ulusal ve uluslararası hukukun ışığında sağlıklı, dirençli bir metropol olarak gelişimini sağlayacak projelere  yönelmek, gerçek kamu yararını temin etmek olmalıdır.

Saygılarımızla

TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu

Kent ve Çevre Sorunları Komisyonu