2747 A NUMARALI KATARIN SEYR-Ü SEFER CETVELİ
“Ben demiryoluyum der de pırıl pırıl / Anlatır Kayseri’ye gidişini Cumhuriyetle / Dinlememiş ağa, eşraf nazını / Basmış geçmiş bozkırların ortasından / Birleştirmiş köylerini ta Sivas’a şevk ile…” Ceyhun Atuf Kansu
Devamı için tıklayınız »
Kentteki değişimin en önemli simgesi ise istasyondu. Çünkü Anadolu Demiryollarının “merkez-i umumisi” olarak kabul edilen Eskişehir İstasyonu 80 dönümlük arazi üzerine kurulmuştu. Bu alanda istasyon dışında Ankara Konya Haydarpaşa’dan gelecek lokomotifler için depo, makinistler için koğuşlar, bilet alım yeri ve cer atölyesi olarak bilinen büyük taştan bir fabrika vardı.
Geçen gün kentvedemiryolu adlı facebook sayfasında eski demiryolcuların sosyal yaşamları konu edilince, ben de İzmir’in demiryolu dünyasını şöyle bir düşündüm. “İzmir’in demiryolu dünyası” derken, 60’lı ve 70’li yılları kastettiğimi belirtmek isterim. İzmirli demiryolcular, çalışma hayatı dışındaki hayatlarını nasıl geçiriyorlardı? Ne gibi merakları vardı, nerelere gidip, nasıl vakit geçiriyorlardı?
Bir zamanlar İzmir’de epey tren kazası olmuştu. “Bir zamanlar” derken 60’lı yılları kastettim. Özellikle 60 – 65 arası gazetelerden veya insanlardan birçok tren kazası okumuş ve duymuştum. O zamanlar basın şimdiki kadar hızlı değildi. Kazalardan fotoğraflar da çekilemiyordu, çekilse de çok azdı, o nedenle fotoğraf yerine gazeteler temsili resimler yayınlarlardı, gazeteler için resim çizen ressamlar vardı.
Almanların Osmanlı topraklarında demiryolu macerası Anadolu Demiryolu imtiyazını elde etmeleri ile başlar. Anadolu Demiryolunun Eskişehir istasyonu tam bir kavşak noktasıydı. Eskişehir Haydarpaşa’ya 313 km, Ankara’ya 264 km, Konya’ya ise 430 km uzaklıkta idi. 21 Zilkade 1309 tarihli Sabah Gazetesi’nde Anadolu-Osmanlı Demiryolu Şirketine ait bir ilan vardı.