Kent ve Demiryolu Menü

Kalıcı Başlantı:

Allianoi Ve Hasankeyf Kurtuldu

(yorumlar kapalı)

Danıştay 6. Dairesi,  Allianoi ve Hasankeyf‘in sular altında bırakılmasının önünü açan, Koruma Yüksek Kurulu‘nun DSİ‘ye, "barajın planlanan alanın dışında başka bir yerde yapılmasının mümkün olmadığının saptanması" halinde taşınmaz kültür varlıklarının "başka bir yere taşınması ya da belgelenerek su altında bırakılmasına karar" verme yetkisi veren ilke kararının iptaline karar vermiştir.

Bu karar üzerine  Arkeologlar Derneği, Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı, TMMOB Peyzaj Mimarları Odası, İzmir Turist Rehberleri Odası, Çağdaş Hukukçular Derneği ve 74 Yurttaş adına Peyzaj Mimarları Odası Genel Merkezi’nde basın açıklaması düzenlenmiştir.

 kd

BASINA VE KAMUOYUNA

ALLİANOİ ve HASANKEYF KURTULDU

26 Kasım 2008 günü  Ankara‘da, Danıştay 6. Dairesi‘nde Allianoi ve Hasankeyf‘in sular altında bırakılmasının önünü açan, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu‘nun Resmi Gazete‘nin 27.10.2006 tarihli sayısında yayımlanarak yürürlüğe giren 04.10.2006 tarihli ve 717 sayılı "Baraj alanlarından etkilenen taşınmaz kültür varlıklarının korunması" ile ilgili ilke kararının 2. ve 3. maddelerinin iptali istemiyle açılan davanın duruşması yapılmış ve dava, karar verilmek üzere heyete devredilmişti.

Bugün de Danıştay 6. Dairesi‘nde Koruma Yüksek Kurulu‘nun aynı ilke kararının iptali ile ilgili 74 duyarlı yurttaşın açmış olduğu davanın duruşması yapıldı.

Kuşkusuz tarihi bir güne tanıklık ediyoruz. Danıştay 6. Dairesi, Arkeologlar Derneği, Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı, TMMOB Mimarlar Odası, İzmir Turist Rehberleri Odası ve Çağdaş Hukukçular Derneği‘nin davasında Allianoi ve Hasankeyf‘in sular altında bırakılmasının önünü açan, Koruma Yüksek Kurulu‘nun DSİ‘ye, "barajın planlanan alanın dışında başka bir yerde yapılmasının mümkün olmadığının saptanması" halinde taşınmaz kültür varlıklarının "başka bir yere taşınması ya da belgelenerek su altında bırakılmasına karar" verme yetkisi veren ilke kararının iptaline karar vermiştir.

Mahkeme gerekçeli kararında 717 no‘lu İlke Kararının 2 ve 3. maddelerinde getirilen düzenlemenin 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu‘nun 3, 9 ve 10. maddelerine aykırı olduğu,  2863 sayılı Kanun ile Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurullarına verilen görev ve yetkinin, İlke Kararı‘nın iptali istenilen maddeleri ile DSİ‘ye verilmesi, DSİ‘nin de bu karar doğrultusunda taşınmaz kültür ve tabiat varlığını su altında bırakma kararını vermek ve bu kararını Koruma Bölge Kurulu‘na bildirmek suretiyle Kurul‘un bir proje seçmesini istemesinin hukuka aykırı olduğuna karar verilmiştir.   

Bilindiği üzere Anayasanın 63. Maddesinde "Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunması sağlar" denilmek suretiyle devlete sit vasfındaki kültür ve tabiat varlıklarının "korunmasını sağlamak" ile ödev yüklenmiştir.

Bilindiği gibi; Anayasa‘nın 90/son maddesi gereğince; usulüne uygun şekilde yürürlüğe konulmuş "Birleşmiş Milletler Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme (1972-Paris), Avrupa Konseyi Avrupa Mimari Mirasının Korunması Sözleşmesi (1985-Granada), Arkeolojik Mirasın Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi (1992 Valetta/Malta) sözleşmeleri kanun hükmündedir.

Yüksek Mahkeme‘nin uluslararası sözleşmeler ile teminat altına alınan, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile tatbiki sağlanan Devletin Anayasal koruma görevini aşarak ortadan kaldıran Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu‘nun 717 no‘lu İlke Kararının 2 ve 3. maddelerini iptal etmesi, Allianoi ve Hasankeyf başta olmak üzere DSİ‘nin tasarrufu ile sular altında bırakılacak arkeolojik mirasın kurtarılmasına yeni bir müjdenin sesidir.

Kamu yararının gerçekleştirilmesi ve kültürel mirasın koruyucusu olan davacı demokratik kitle örgütleri ile 74 yurttaşın sesi, 2000 yıllık tarihi ile ülkemizin sağlam kalmış halen kullanılabilecek sıcak suyu olan en büyük suyla tedavi (hidroterapi) merkezi, aynı zamanda dünyanın doğa tarafından en iyi korunmuş ve en sağlam kalabilmiş sağlık yurtlarından birisi olan Allianoi ile Ilısu barajı‘nda tutulacak sularının tehdidi altında nefes almaya çalışan Hasankeyf‘in çığlığı olmuştur.

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu‘nun 717 no‘lu İlke Kararının 2 ve 3. maddelerinin Yüksek Mahkeme‘ce iptali ile birlikte Allianoi ve Hasankeyf başta olmak üzere arkeolojik mirasın koruma adı altında sular altına gömülmesi kararından derhal vazgeçilmeli, gerçek ve katılımcı bir koruma anlayışının yeniden inşası için ülkemiz demokratik güçleri ile bilim insanlarından oluşan yeni bir istişare kurulunun toplanarak tarihimizi gömerek değil, tamamıyla günyüzüne çıkarılarak korunmasına yönelik tüm engeller kaldırılmalıdır.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Arkeologlar Derneği, Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı,

TMMOB Mimarlar Odası, İzmir Turist Rehberleri Odası, 

Çağdaş Hukukçular Derneği ile 74 Yurttaş adına

Av. Arif Ali CANGI, Av. Hilal KÜEY, Av. Emre Baturay ALTINOK

Allianoi Girişim Grubu Dönem Sözcüsü Alime MİTAP

Allianoi Girişim Grubu Önceki Dönem Sözcüsü Dr. Oya OTYILDIZ

TMMOB Peyzaj Mimarları Odası Başkanı Dr. Ayşegül ORUÇKAPTAN

 

27 Ekim 2006 CUMA

Resmî Gazete

Sayı : 26329

 

İLKE KARARI

Kültür ve Turizm Bakanlığından:

Toplantı No. ve Tarihi   : 72            4/10/2006          Toplantı Yeri

Karar No. ve Tarihi         : 717       4/10/2006          ANKARA

KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI  KORUMA YÜKSEK KURULUNUN

BARAJ ALANLARINDAN ETKİLENEN TAŞINMAZ KÜLTÜR

VARLIKLARININ KORUNMASI İLE İLGİLİ

İLKE KARARI

Su kaynaklarına sahip ülkemizde, baraj projeleri ekonomik kalkınma açısından önemli bir potansiyel oluşturmaktadır. Ülke topraklarının çok sayıda ve çeşitli kültür mirasını barındırdığı göz önüne alındığında, yapılması planlanan baraj alanlarında kalacak olan taşınmaz kültür varlıklarının korunmasını sağlamak amacıyla, bu alanların koruma ve kullanma dengesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

Ülkemizdeki su kaynaklarının doğru ve yerinde kullanılması için yapımı zorunlu görülen baraj alanları içinde kalan taşınmaz kültür varlıklarının ve arkeolojik sit alanlarının koruma ve kullanma koşulları ile ilgili olarak;

1- Baraj yapılması planlanan alanlarda, Üniversitelerden ve Bakanlık uzmanlarından oluşacak bir heyet tarafından mevcut ve olası taşınmaz kültür varlıklarının çağdaş ve güncel bilimsel yöntemler aracılığıyla envanter ve belgeleme çalışmalarının yapılmasına, söz konusu alanda taşınmaz kültür varlıklarının ve arkeolojik sit alanlarının bulunması halinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (D.S.İ.) tarafından planlanan alanın dışında baraj alanı olarak başka yerlerin planlamasının yapılmasına,

2- Planlanan alanın dışında başka bir yerde yapılmasının mümkün olmadığının Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca (D.S.İ.) teknik, idari ve bilimsel açıdan tespit edilmesi sonucunda barajların, taşınmaz kültür varlıklarının ve arkeolojik sit alanlarının bulunduğu alanlarda yapımının zorunlu olması durumunda;

a) Barajdan etkilenecek veya baraj suları altında kalacak taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına yönelik uygulamayı belirlemek üzere alanın büyüklüğü ve özelliğine göre Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (D.S.İ.) tarafından, üniversitelerin konuyla ilgili öğretim üyelerinin (arkeolog, sanat tarihçi, şehir plancısı, mimar, jeolog ve restorasyon ve konservasyon uzmanı vb.) yer aldığı Bilim Komisyonu oluşturulmasına ve bu komisyonun baraj inşaatı sona erene kadar çalışmalarını sürdürmesinin sağlanmasına,

b) Baraj alanında tespit edilen taşınmaz kültür varlıklarının niteliği ve yoğunluğu ile barajla ilgili diğer hususlar göz önüne alınarak Bilim Komisyonunca Acil Eylem Planının hazırlanmasına,

c) Acil Eylem Planının uygulanması ve bütçesi ile ilgili hususların Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (D.S.İ.) arasında yapılacak bir protokol ile belirlenmesine,

d) Acil Eylem Planı kapsamında Bilim Komisyonu kararları doğrultusunda alandaki taşınmaz kültür varlıklarının tespit edilmesi amacıyla, öncelikli olarak çağdaş ve güncel bilimsel yöntemler aracılığıyla belgeleme ve kazı çalışmalarının yapılmasına, taşınmaz kültür varlıklarının rölövelerinin çıkarılmasına, taşınmaz kültür varlıklarının bulunduğu alanların jeolojik etütlerinin yapılmasına,

e) Bilim Komisyonunca yapılan çalışmaların değerlendirilmesi sonucunda elde edilen bilgi ve belgelere dayalı olarak alandaki taşınmaz kültür varlıklarının yerinde korunmasına, başka bir yere taşınmasına veya belgelenerek su altında bırakılmasına ilişkin önerilerin koruma bölge kuruluna sunulmasına,

f) Bilim Komisyonunun sunduğu öneri veya önerilerle ilgili koruma bölge kurulunca karar alınmasına,

Bu kapsamda taşınmaz kültür varlıklarının;

1) Yerinde korunmalarının uygun görülmesi halinde, buna ilişkin projelerin koruma bölge kuruluna sunulmasına,

2) Başka bir yere taşınmalarının uygun görülmesi halinde, mevcut yerleşim planı ve taşınacağı yere ilişkin 1/200 ölçeğinde hazırlanan öneri yerleşim planı ile uygulama projelerinin koruma bölge kuruluna sunulmasına,   

3) Su altında bırakılmalarının zorunlu olduğu hallerde, hazırlanacak program çerçevesinde önem derecesine göre kazı, belgeleme, mimari dokümantasyonlar yanında yerleşimin ve tüm yapıların mekanlarını da kapsayacak şekilde dijital veri ve görsel kayıtlarının alınmasına, yerleşim planının çıkarılmasına, su altında kalacak taşınmaz kültür varlıklarının su sirkülasyonundan zarar görmemesi için alınacak tedbirlere ilişkin projelerin koruma bölge kuruluna sunulmasına,

g) Baraj alanlarında sürdürülecek kazı çalışması ve korumaya yönelik yapılacak her türlü harcama ile kamulaştırma çalışmalarının Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (D.S.İ.) tarafından sağlanmasına,

h) Taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına ilişkin projeler kapsamında yapılacak uygulamaların baraj inşaatına paralel olarak eş zamanlı yürütülmesine, bu projelerin uygulanması tamamlanana kadar barajların faaliyete geçmemesine,

i) Su altında kalacak taşınmaz kültür varlıklarının, baraj faaliyete geçtikten sonra belirli sürelerle su altı arkeologları tarafından incelenerek durumlarının tespit edilmesine,

j) Baraj alanındaki taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına ilişkin çalışmalar sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin yayımlanmasına,

3- Bu ilke kararımızın alındığı tarihte yapımına başlanmış veya yapımı tamamlanmış, alanında taşınmaz kültür varlıkları ile arkeolojik sit alanları bulunan baraj inşaatlarında; taşınmaz kültür varlıklarının ve arkeolojik sit alanlarının korunmasına ilişkin önerilerin 2. maddenin (e) ve (f) bentlerinde belirtilen ilkeler doğrultusunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (D.S.İ.) tarafından proje halinde hazırlanarak değerlendirilmek üzere koruma bölge kuruluna sunulmasına, koruma bölge kurulunun alacağı karar doğrultusunda korumaya ilişkin uygulamaların ivedilikle gerçekleştirilmesine,

karar verildi.

 

T.C.

D A N I Ş T A Y

ALTINCI DAİRE

Esas  No   : 2006/8266

Karar No   : 2008/8268

Davacı               : 1-Arkeologlar Derneği

                            2-Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı

Vekilleri       : Av.

                            3-TMMOB Mimarlar Odası Genel Başkanlığı

Vekili           : Av.

                            4-İzmir Turist Rehberleri Odası

                            5-Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD)

Vekili           : Av.

Davalı               : Kültür ve Turizm Bakanlığı / ANKARA

Davanın Özeti : 27.10.2006 günlü, 26329 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun Baraj Alanlarından Etkilenen Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunması ile ilgili 4.10.2006 günlü, 717 sayılı İlke Kararı" nın 2. ve 3. maddelerinin, Hasankeyf‘in taşınması Allionai‘nin üzerinin mille örtülerek su altında  bırakılması önerilerinin dayanağının yaratılmaya çalışıldığı, binlerce yıllık tarihsel değerlerimizin  yok edileceği, tarihi ve kültürel  değerleri korumanın Kültür ve Turizm Bakanlığı‘nın görevi olduğu, kültür varlıklarını bozarak baraj inşaatına karar verme yetkisinin DSİ‘ne bırakıldığı, Malta Sözleşmesi ve diğer uluslararası antlaşmalar gereği bu alanların yerlerinde korunması gerektiği, Anayasa‘nın 63. maddesine göre Devletin tarih, kültür ve tabiat  varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlayacağı, Kanuna ve eşitlik ilkesine aykırı olduğu, koruma amacının bulunmadığı iddia edilerek iptali istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Uyuşmazlığa konu ilke  kararı uyarınca öncelikli koşulun barajın, başka yerde planlanması olduğu, DSİ‘nin görüşünün alınmasının teknik bir zorunluluktan kaynaklandığı, karar verme yetkisinin koruma kurullarına ait bulunduğu, yer değiştirme, veri toplama gibi yöntemlerin uluslararası platformda kabul gördüğü, uluslararası sözleşmelerle çelişen bir hususun bulunmadığı, arkeolojik mirasın tercihen bulunduğu yerde korunacağı barajların sit alanı dışında planlanması mümkün değil ise gerekli önlemlerin alınacağı, sonuçta koruma kurulu kararının idari yargının  denetiminde olduğu iddia edilerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi … Düşüncesi: Dava konusu ilke kararında DSİ tarafından barajların taşınmaz kültür varlıklarının ve arkeolojik sit alanlarının bulunduğu alanda yapılmasının zorunlu olduğunun belirlenmesi durumunda taşınmaz kültür varlıklarının yerinde korunması, başka yere taşınması veya belgelenerek  su altında bırakılması konusunda neler yapılacağı düzenlenmektedir.

2863 sayılı Kanunun 3. maddesinde, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının muhafazası, bakımı, onarımı, restorasyanu, fonksiyon değiştirmesi koruma ve korunma olarak tanımlanmış, anılan Kanunun 57. maddesinde korunması gerekli kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanlarına ilişkin uygulamaya yönelik kararlar almak görev ve yetkisinin koruma bölge kurullarına ait olduğu hükme bağlanmıştır.

Uyuşmazlığa konu ilke kararı ile ise bu yetki koruma bölge kurullarından alınarak kültür ve tabiat varlığının olduğu yerde baraj yapılıp yapılamayacağı konusunda karar alma yetkisi DSİ verilmektedir.

Bu nedenle ilke kararının 2863 sayılı Kanuna aykırı olması nedeniyle iptali gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı … Düşüncesi : Dava, 27.10.2006 günlü, 26329 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanan "Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu‘nun Baraj Alanlarından Etkilenen Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunması" ile ilgili 4.10.2006 günlü, 717 sayılı İlke Kararı‘nın 2. ve 3.maddelerinin iptali istemiyle açılmıştır.

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması Hakkında Kanunun 51.maddesinin a bendinde, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması ve restarosyonuyla ilgili işlerde uygulanacak ilkeleri belirlemek Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun görev  ve yetkileri arasında sayılmıştır.

717 sayılı İlke Kararıyla arkeolojik sit alanlarında baraj inşaatı yapılmamasının öngörüldüğü ve bu amaçla barajların öncelikle sit alanları dışında yapılmasının sağlanması dikkate alınarak planlamasının yapılması, buna rağmen barajın sit alanı içerisinde yapılmasından başka bir çare yok ise baraj yerininde değiştirilmesi mümkün olmadığı durumlarda barajdan etkilenecek veya baraj suları altında kalacak taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına yönelik olarak gerekli önlemler alınmadan barajların faaliyete geçmemesi amaçlanmıştır.

Dava konusu 717 sayılı İlke Kararının iptali istenilen 2.maddesinde; "Planlanan alan dışında başka bir yerde yapılmasının mümkün olmadığının Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca (D.S.İ) teknik, idari ve bilimsel açıdan tespit edilmesi sonucunda barajların, taşınmaz kültür varlıklarının ve arkeolojik sit alanlarının bulunduğu alanlarda yapımının zorunlu olması durumunda…" cümlesi yer almakta, iptali istenilen 3.maddesinde de; "Bu ilke kararımızın alındığı tarihte yapımına başlanmış veya yapımı tamamlanmış, alanında taşınmaz kültür varlıkları ile arkeolojik sit alanları bulunan baraj inşaatlarında; taşınmaz kültür varlıklarının ve arkeolojik sit alanlarının korunmasına ilişkin önerilerin 2.maddenin (e) ve (f) bendlerinde belirtilen ilkeler doğrultusunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (D.S.İ) tarafından proje hazırlanarak değerlendirmek üzere koruma bölge kuruluna sunulmasına, koruma bölge kurulunun alacağı karar doğrultusunda korumaya ilişkin uygulamaların ivedilikle gerçekleştirilmesine," hükmüne yer verilmiştir.

Davacılar tarafından sit derecesine bakılmaksızın korunması gereken taşınmaz kültür varlıklarının bozulmasına yol açacak baraj inşaatına karar verme yetkisinin tek başına Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne tanınarak Kültür ve Turizm Bakanlığının ve koruma bölge kurullarının korunmaya ilişkin karar alma yetkisinin ve maddenin devamındaki düzenleme ile Koruma Bölge Kurulunun karar alma yetkilerinin kısıtlandığı iddia edilmektedir.

2863 sayılı Kanunun 3.maddesinde; "Koruma ve Korunma" taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarında muhafaza, bakım, onarım, restorasyon, fonksiyon değiştirme işlemleri olarak tanımlanmış, 9.maddesinde de; "Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşai ve fiziki müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler imar ve fiziki müdahaleden sayılır" hükmüne yer verilmiş, 10.maddesinde de; Kültür ve Turizm Bakanlığı taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve bunların her türlü denetimini yapmakla yükümlü sayılmıştır.

Anılan kanunun Taşınmaz Kültür Varlıklarının Nakli kenar başlığını taşıyan 20.maddesinde ise; "Taşınmaz Kültür varlıkları ve parçalarının bulundukları yerlerde korunmaları esastır. Ancak, bu taşınmaz kültür varlıklarının başka bir yere nakli zorunluluğu varsa veya özellikleri itibariyle nakli gerekli ise, Koruma Yüksek Kurulu veya ilgili koruma kurulunun uygun görüşü ve gereken emniyet tedbirleri alınmak suretiyle Kültür ve Turizm Bakanlığınca istenilen yere nakledilebilir." hükmü  yer almaktadır.

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması Hakkında Kanunun 8.maddesinde; "…tescil edilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarının tespiti ve bu alanlar içinde inşaat ve tesisat yapılıp yapılmayacağı konusunda karar alma yetkisinin koruma bölge kurullarına" ait olduğu belirtilmiştir.

Anılan Kanunun 57.maddesinde de Koruma Bölge Kurulunun Görevleri düzenlenmiştir.

717 sayılı İlke Kararının 1.maddesinde, "Baraj yapılması planlanan alanlarda,….söz konusu alanda taşınmaz kültür varlıklarının ve arkeolojik sit alanlarının bulunması halinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (D.S.İ) tarafından planlanan alan dışında baraj alanı olarak başka yerlerin planlamasının yapılmasına", koşulu öncelikli olarak getirilmiş, 2.madde ile de barajın planlanan alan dışında başka bir yerde yapılmasının mümkün olmadığının Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca (D.S.İ) teknik, idari ve bilimsel açıdan tespit edilmesi sonucunda,alanda barajdan etkilenecek veya baraj suları altında kalacak taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına yönelik uygulamaların ne şekilde yapılması gerektiği saptanmıştır.

717 sayılı İlke Kararının 2.maddesinin (e) bendinde; "Bilim Komisyonunca yapılan çalışmaların değerlendirilmesi sonucunda elde edilen bilgi ve belgelere dayalı olarak alandaki taşınmaz kültür varlıklarının yerinde korunmasına, başka bir yere taşınmasına veya belgelenerek su altında bırakılmasına ilişkin önerilerin koruma bölge kuruluna sunulmasına" hükmüne yer verilmiştir.

Anılan bu hükümler ile baraj alanları ile ilgili olarak yer şeçim yetkisinin Ülkemizdeki tüm su kaynaklarının geliştirilmesinden sorumlu ana kuruluş olan DSİ‘de olduğu, ancak baraj yapılması planlanan alanlarda taşınmaz kültür varlıklarının ve arkeolojik sit alanlarının koruma ve kullanma koşulları ile ilgili olarak karar verme yetkisinin 2863 sayılı Kanun, ilgili mevzuat ve dava konusu ilke kararı gereğince Koruma Bölge Kurullarında da olduğu açıktır.

Bu durum dikkate alındığında dava konusu 717 sayılı İlke Kararının 2. ve 3.maddesi ile koruma bölge kurulları ile Kültür ve Turizm Bakanlığının yetkilerinin sınırlandırılması söz konusu değildir.

717 sayılı İlke Kararının 2.maddesinin (e) bendinde yer alan; "…taşınmaz kültür varlıklarının yerinde korunmasına, başka bir yere taşınmasına veya belgelenerek su altında bırakılmasına ilişkin önerilerin koruma bölge kuruluna sunulmasına" hükmü ile taşınmaz kültür varlıklarının bulundukları alanların doğal ve kültürel özellikleri nedeniyle korunması gereken ve özelliklede yerinde korunması gereken alanlar olduğu belirtilmiş, ancak Bilim Komisyonunca yapılan değerlendirmeler sonucunda başka bir yere taşınma veya belgelenerek su altında bırakılmasına ilişkin önerilerinde koruma bölge kurullarınca değerlendirileceği yönünde yapılan düzenlemede 2863 sayılı Kanunun amacına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

717 sayılı İlke Kararının 2.maddesinin (d), (f), (j) bentleri ile uluslararası sözleşmelerde bahsedilen kültür varlıklarının saptanması, korunması, muhafazası, teşhir ve gelecek kuşaklara iletilmesinin amaçlandığı ve bu düzenlemelere aykırı hükümler de içermediği görülmektedir.

Diğer taraftan, mevzuatın öngördüğü bir yetkinin kullanılması suretiyle tesis edilen ilke kararıyla taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları konusunda varılmak istenen hedef onların her türlü olumsuz etkilendirmelerden arındırılıp, şimdiki ve gelecek kuşakların istifadelerine bilimsel ve çağdaş koşullarda sunabilmek olmaktadır. Bu bakış açısından bakılarak alınan önlemlerin ve sağlanmak istenen düzenlemelerin hukuka aykırı olduğundan söz edilemez.

Bu durumda, dava konusu 717 sayılı İlke Kararı ile barajların öncelikle sit alanları dışında planlanması, eğer baraj yerinin değiştirilmesinin mümkün olmadığı durumlarda ise projeden etkilenecek Kültür varlıklarının baraj sularından etkilenmemesine yönelik hazırlanacak projelerin koruma bölge kuruluna sunularak, koruma bölge kurulunca onaylanması koşuluyla bu alanlarda baraj yapılabileceği konusunda düzenleme getirilmesi nedeniyle 2863 sayılı Kanuna ve ilgili mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince önceden belirlenen 26.11.2008 gününde yapılan tebligat üzerine davacı vekilleri Av. …, Av. …, Av. …, davalı idare vekili Av. … geldiği görülerek Savcı … katılımı ile duruşma  yapıldı. Aynı gün Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

Dava, 27.10.2006 günlü, 26329 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun Baraj Alanlarından Etkilenen Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunması ile ilgili 4.10.2006 günlü, 717 sayılı İlke Kararı" nın 2.ve 3. maddelerinin iptali istemiyle açılmıştır.

777 sayılı İlke Kararında, baraj yapılması planlanan alanda taşınmaz kültür varlıklarının ve arkeolojik sit alanlarının bulunması halinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (D.S.İ) tarafından planlanan alanın dışında baraj alanı olarak başka yerlerin planlamasının yapılması gerektiği belirtildikten sonra, uyuşmazlığa konu 2. maddede, "planlanan alanın dışında başka bir yerde yapılmasının mümkün olmadığı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı‘nca (D.S.İ) teknik, idari ve bilimsel açıdan tesbit edilmesi sonucunda barajların; taşınmaz kültür varlıklarının ve arkeolojik sit alanlarının bulunduğu alanlarda yapımının zorunlu olması durumunda neler yapılacağı, belirtilerek taşınmaz kültür varlıklarının yerinde korunmasına, başka bir yere taşınmasına veya belgelenerek su altında bırakılmasına ilişkin önerilerin koruma bölge kuruluna sunulmasına, bilim komisyonunun sunduğu öneri veya önerilerle ilgili koruma bölge kurulunca karar alınmasına, bu kapsamda yerinde korunmalarına, başka bir yere taşınmalarına veya su altında bırakılmalarına karar verilmesi halinde neler yapılacağı, belirlenmekte ve bunlara ilişkin uygulama projelerinin koruma bölge kurullarına  sunulması gerektiği düzenlenmekte, 3. maddesinde ise, ilke kararının alındığı tarihte yapımına başlanılmış veya yapımı tamamlanmış, alanında taşınmaz kültür varlıkları ile arkeolojik  sit alanları bulunan baraj inşaatlarında taşınmaz kültür varlıklarının ve arkeolojik sit alanlarının korunmasına ilişkin önerilerin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (D.S.İ)  tarafından proje halinde hazırlanarak  koruma bölge kuruluna sunulması gerektiği belirtilmektedir.

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun yasada yer alan kavramları tanımlayan 3. maddesinde "koruma" ve "korunma" taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarında muhafaza, bakım, onarım, restorasyon, fonksiyon  değiştirme işlemleri, taşınır kültür varlıklarında ise muhafaza, bakım, onarım ve restorasyon işleri olarak açıklanmıştır. Anılan Kanunun izinsiz müdahale ve kullanma yasağını düzenleyen değişik 9. maddesinde; "Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır." hükmü yer almış, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını sağlamak bağlamında  yetki ve yöntemi düzenleyen  Yasanın 10. maddesinde, "Her kimin mülkiyetinde veya idaresinde olursa olsun, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve bunların her türlü denetimini yapmak veya kamu kurum ve kuruluşları ile belediyeler ve valiliklere yaptırmak, Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir" hükmü düzenlenmiştir. Koruma bölge kurullarının görev, yetki ve çalışma şeklini  düzenleyen  Yasanın 57. maddesinde, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarına ilişkin uygulamaya yönelik kararlar almak görev ve yetkisinin koruma bölge kurullarına ait olduğu kurala bağlanmıştır.

Bu durumda, 777 sayılı ilke kararının dava konusu 2 ve 3. maddelerinde yer alan düzenlemelerle 2863 sayılı Kanunun ilgili hükümleriyle koruma bölge kuruluna verilen görev ve yetkinin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına (D.S.İ.)‘ine verilmesi suretiyle (DSİ)‘nin taşınmaz kültür ve tabiat varlığını su altında bırakma kararı vermesi, bu kararını koruma bölge kuruluna bildirmesi ve koruma bölge kurulunun bu konuda bir proje seçmesinin istenmesine yol açması nedeniyle anılan 2 ve 3. maddeler, Yasanın yukarıda içeriği yazılı hükümlerine aykırı bulunmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, 4.10.2006 günlü, 717 sayılı ilke kararının uyuşmazlığa konu 2. ve 3. maddelerinin iptaline , 1100 YTL avukatlık  ücreti ile 197,60 YTL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine 26.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Yazar: kentvedemiryolu