Kent ve Demiryolu Menü

Kalıcı Başlantı:

Söğütlüçeşme’ye QNB Eklenirken Hünkar Hamamı Taşınıyor

Kamusal Alanlar ve Kent Hafızası Sermayeye Teslim Edilemez!

15 Ağustos 2024’de Ulaştırma Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında imzalanan protokolle Haydarpaşa Garı ve çevresindeki 500 dönüm alan  29 seneliğine Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredildiğinden beri Haydarpaşa Gar sahası hızla bir inşaat alanına dönüştürüldü.

Haydarpaşa Gar binasından demiryolcular tamamen çıkarıldı, binanın restore edilmiş olan pencereleri bir kez daha söküldü, çevrede yeni yapılar (Arkeoloji Müzesi)  inşa edildi ve şehrin en önemli kamusal hafıza mekanlarından biri olan Haydarpaşa Garı adeta bir hayalete çevrildi.

2026 Ocak ayında ise Söğütlüçeşme Hünkâr Hamamı hakkında bir “taşıma/ihya” kararı alındı. İstanb[/youtube]ul 5 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararında “bulunduğu yerde ihya edilmesinin mümkün olmadığı” iddia ediliyor.

Ancak bu kararın arkasında başka sebeplerin bulunduğunu düşünmemek işten değildir. Esas neden, Söğütlüçeşme’de kamusallık kisvesi altında tüketim mekânı olarak inşa edilen Terminal Kadıköy’deki yeni viyadük hattının Haydarpaşa yönüne bağlanabilmesidir. Hünkâr Hamamı’nın bulunduğu alan bu nedenle boşaltılmak istenmektedir ve bu sebeple hamamın taşınması kararı alınmıştır.

Buradaki esas hedef, Söğütlüçeşme İstasyonu ile Haydarpaşa Garı arasında oluşturulacak ring tren seferleri ile turizm, tüketim ve rant koridoru yaratmaktadır.

Gerekçe “koruma” ilkesi gibi sunuluyor olsa da aslında burada ticari ve politik bir tercih bulunmaktadır. Galata Port ve Terminal Kadıköy gibi AVMleşmiş alanlarda olduğuna benzer biçimde Haydarpaşa Garı da kültür ve sanat adı altında ticarileşmeye açılmaktadır.

Kamuoyunda uzun süredir eleştirilen Terminal Kadıköy projesi;

* Kamusal alanın ticarileştirilmesi,

* Yüzlerce ağacın yok edilmesi,

* Deprem toplanma alanlarının yapılaşmaya açılması,

* Kadıköy’de trafik ve nüfus baskısını artırması,

* Bölgenin soylulaştırılmasına hizmet etmesi gibi gerekçelerle çok sayıda yurttaş, kent savunucusu ve çevre örgütü tarafından bir “kent suçu” olarak değerlendirilmektedir.

Bunlar yetmiyor gibi istasyonun adı QNB Söğütlüçeşme olarak değiştirilerek sermayenin reklam ve pazarlama alanına çevrilmektedir.

Şimdi ise aynı anlayış, yüzlerce yıllık tarihsel bir yapıyı bulunduğu bağlamdan koparmaya çalışmaktadır.

Oysa koruma biliminin temel ilkesi açıktır: Tescilli kültür varlıkları yalnızca fiziksel yapılarıyla değil, bulundukları tarihsel çevre ve mekânsal bağlamlarıyla birlikte korunur. Bir yapının “taşınması”, özellikle zorunlu ve kaçınılmaz durumlar dışında, koruma değil kültürel hafızanın tahribatıdır.

Haydarpaşa Garı’nda da bu kent suçu işlenmeye devam etmektedir.

       Foto: Gazete Kadıköy/Erhan Demirtaş

Mesele gerçekten koruma veya tren getirmek olsaydı, Haydarpaşa Gar sahasındaki arkeolojik kazılarda çıkan eserler de pekâlâ tren rayları için taşınabilirdi. Bir yerde koruma için taşıma mubah gösterilirken başka bir yerde ise imkânsızkılınıyor. Bu durum bilimi bazı kişi ve kurumların kendi politik ve ticari çıkarlarına göre kullanmasına ve manipüle etmesine yarıyor.

Bu nedenle soruyoruz:

* Hünkâr Hamamı’nı taşımak hangi bilimsel koruma ilkesine dayanmaktadır?

* Kamusal ihtiyaç mı, yoksa ticari işletmeler arası insan sirkülasyonu mu önceliklidir?

* Koruma Kurulu, kültür varlığını korumak yerine neden rant projelerine uygun hale getiren kararlar almaktadır?

                                     Tugay Kartal/Ayça Yüksel