Panelde Haydarpaşa Dayanışması’ndan Çağırı “Aramıza Katılın”
Haydarpaşa Dayanışması tarafından organize edilen “Haydarpaşa ve Sirkeci Garları – Ulaşım Merkezi mi, Rant Alanı mı?” adlı panel, akademisyenlerin, hukukçuların, mimarların, şehir plancılarının, ekonomistlerin, tarihçilerin, demiryolcuların ve kent savunucusu örgütlerinin katılımıyla 29 Ekim 2025’te Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde yapılmıştır.
Üç bölüm halinde yürütülen panel, forum ve Haydarpaşa Dayanışması Korosu dinletisiyle tamamlanmıştır.
Haydarpaşa ve Sirkeci Garları İstanbul’un tarihsel, kültürel ve simgesel belleğinin ayrılmaz parçası olduğu, her iki garın yüzyılı aşan sosyal işlevleri, demiryolu mirası ve kentsel kimliği nedeniyle korunması gereken kamusal alanlar olduğu, yüz yılı aşkın süre İstanbul’un ve Türkiye’nin kapısı olduğu, ulusal ve uluslararası bağlantılara hizmet ettiği, kentleşme baskısı, yanlış planlama ve ekonomik rant projelerinin bu kamusal alan ve demiryolu işlevini tehdit ettiği panel boyunca ortak olarak vurgulanan temel noktalardı.
İstanbul gibi metropollerde merkez garların kapatılması değil, ulaşım sistemine entegrasyonu esas olduğu, Haydarpaşa ve Sirkeci, toplu taşıma ağının merkezinde yer alması gerektiği, bu garların devre dışı bırakılmasının ulaşımda kamu yararına aykırı olduğu, garların lojistik, banliyö ve bölgesel trenlere yeniden açılmasının teknik olarak mümkün olduğu, gar alanlarının ticari projelere tahsisi, toplu taşımayı zayıflatıp kent ekonomisini olumsuz etkileyeceği panelde ulaşılan temel tespit değerlendirmelerdir
Gar binaları, çevreleriyle birlikte kamusal mekân bütünlüğü içinde korunması gerektiği, yapılacak her türlü uygulama, koruma ilkelerine, bilimsel restorasyona ve uluslararası standartlara uygun olmasının zorunlu olduğu, alnın “özelleştirme ve ticarileştirme baskısı” altına alınması mimari ve kültürel bir kayıp yaratacağı yönünde mimari ve kentsel boyuttaki tespitlerde panelde ön plana çıkmıştır.
Haydarpaşa ve Sirkeci alanlarıyla ilgili kamu yararını gözetmeyen her tasarruf yargı denetimine konu olabileceği, kentlilerin ve sivil toplumun katılımının hukuki süreç açısından belirleyici olması gerektiği, koruma kararları, plan notları ve imar iptal davaları sahaya yön veren temel mekanizmalar olduğu hukuki sunumlarda altı çizilen başlıklardır.
Garların, özelleştirme ve rant politikalarının hedefi haline geldiği, kent ekonomisi, kültür ve ulaşım odaklı yaklaşımda daha yüksek toplumsal fayda üreteceği, ticari ve tüketime hizmet eden yapılaşmanın kısa vadeli kar sağlamaktan öteye geçmeyeceği ve toplumsal maliyetinin yüksek olacağı dile getirilmiştir.
Garların yalnızca ulaşım tesisleri değil; sanat, kültür, hafıza ve dayanışma mekânları olduğu, Haydarpaşa Dayanışması örneğinin, kamusal koruma mücadelesinin kültürel taşıyıcısı olduğu, koronun dinletisi, bu mücadele geleneğinin toplumsal bağ kuran hafızasını pekiştirdiği, konuşmacılar ve dinleyicilerce ortaklaşa ifade edilmiştir.
Kısaca panel sonucunda “Haydarpaşa ve Sirkeci Garları yeniden trenlere açılması, (Bölgesel, banliyö ve uluslararası bağlantılar dahil) Alanların özelleştirilmesine, ticarileştirilmesine ve yapılaşmasına karşı mücadele sürdürülmesi, Garlar ve çevresi kamusal kullanıma ayrılması, koruma kararları ve restorasyon süreçleri, ilgili raporlarıyla, proje kararlarıyla kamuoyuna açık bir şekilde yürütülmesi, karar süreçlerinde şeffaflık sağlanması ve kentlilerin katılımı zorunlu olması ve kamu otoriteleri ulaşım, kültür ve miras odaklı bir yaklaşım benimsemesi” gerektiği dile getirilmiştir.
Panelde son olarak “Sermaye güdümündeki iktidarın yirmi yıldır inatla sürdürdüğü bu rant oyununa alet olmayın, inanmayın. Aramıza katılın” çağrısı yapılarak; Haydarpaşa ve Sirkeci Garları, yalnızca geçmişin hatırası gibi nostaljik olarak değil, bugünün ve geleceğin de toplu taşıma, kültür ve kamusal yaşam merkezleri olarak korunmalıdır. Bu amaç doğrultusunda mücadele; hukuk, bilim ve toplum temelinde süreceği ifade edilmiştir.